Anasayfa / Köşe Yazıları / Yunanistan’da Yaşasak , Heykel Gibilere Dokunsak…

Yunanistan’da Yaşasak , Heykel Gibilere Dokunsak…

Yunanistan’da Yaşasak , Heykel Gibilere Dokunsak…

2 hafta önce yakın arkadaşlarımdan birinin Yunanistan’da aldığı iş teklifiyle Yunanistan’a yerleşmesiyle başladı herşey. Kabul edelim Eski Yunan, mitoloji derken az çok herkesin merak ettiği bir ülke. Kimi sempati der hadi koy kendini yerine adı empati der. Belki de aman ne Yunanistan’ı işin gücün fantezi der. Ben öyle demedim.

Klasik ülkenin krizde oluşundan başlayan susmayan insan modelleri.Hayır sanki gitmişte o havayı solumuş ya da  geçim sıkıntısından ülkeye kesin dönüş yapmış Alamancı amcasınız hepiniz.

İşin özü kiraların ucuzluğu,krizin fırsata döndüğü bir ortamda maddi sıkıntılarının azaldığı gibi cümleler tabiki de hoşuma gitmiyor değil ama …

Burası çok rahat dostum…

Esas olayımız bu aslında. Ne giydiysem , nasıl davrandıysam kimse dönüp bakmıyor cümlesi olayın bittiği, sözün öz olduğu yerdeyiz dedirtiyor adama.

İhtiyacımız olan bu galiba. Acı ama gerçek kendimiz olabilmek.

CİNGÖZ RECAİ FACİASI

Çocukluğumuzun vazgeçilmezidir Cingöz Recai serisi. Polisiyeyle ilk tanışmamız, ilk heycanımız…

Çok mu şey bekliyoruz bilemiyorum. Hikayesini kitaptan alan filmlerde sürekli bir karşılaştırmaya gireriz. Hele ki gerçekten çok sevip, benimsediğimiz bir kitapsa bu. Hep bir şeyler yarım kalmış gibi gelir bize. Ya da gerçekten yarımdır bazı şeyler.

Kenan İmirzalıoğlu, Haluk Biginer ve Meryem Üzerli’nin başrollerini oynadığı Cingöz Recai filmi de bu eksik kalanlardan malesef…

Filmin en büyük sıkıntısı filmin akmaması. Aksiyon sahnesi diyebileceğimiz bir aksiyon sahnesinin olmaması. Hiç mi Amerikan aksiyon filmlerine teğet de geçse , kopya da olsa bir filmimiz olmayacak bizim?

Türk seyircisi ağızdan ağıza film yaymayı sever. Geçenlerde şu filme gittik kesin gitmelisin diye anlatır durur. Bu film gişede sınıfta kalacak, demedi demeyin.

 

Hakkında Celal Bayrak

Celal Bayrak

İstanbul Üniversitesi İngilizce İşletme mezunu, şimdilerde İ.Ü Felsefe bölümü öğrencisi, filozoflar aşığı. İnternet medyasında ve çeşitli dergilerde editörlük, genel yayın yönetmenliği, röportaj muhabirliği derken son iki senedir köşe yazıyor. Kalemini elinden aldığınızda ölmüş sayabileceğiniz biri. Bu sıralar organik yaşam ve ruh detoksuyla kafayı bozmuş durumda. Magazin, müzik, film eleştirileri yazar ya da o an ne yazmak isterse…

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*