Anasayfa / Köşe Yazıları / “ Yehova’nın Adına Boş Yere Ağzına Alma”

“ Yehova’nın Adına Boş Yere Ağzına Alma”

“ Yehova’nın Adına Boş Yere Ağzına Alma”

Uzun zamandır biraz da vaktimin olmadığından hukuk alanı dışında yazılar yazmıyordum. Yazının konusunu başlığa bakıp Yahudilikle ilgili sanılabilir ancak değil. Tam tersine Türkiye son dönemde fazlasıyla özü bozulan dini değerler ve yine seküler değerler. Giderek din, milli ve manevi değerlerin araçsallaştırıldığı bir döneme giriyoruz. Özellikle siyasiler kendi tabanlarına hitap ederken bu değerleri menfaatleri çerçevesinde kullanıyorlar. Kısaca bu konuya değineceğim.

On Emir’den üçüncüsü “Yehova‘nın, Rab’ın ismini boş yere ağıza almayacaksın.”dır. Bu emir gibi ALLAH’ın adı kullanılarak aldatılmaya dikkat çekilen ayetler Kuran’da yer almaktadır. (lukman 33, fatır 5, hadid 14) Aldatma sadece din kullanılarak değil, milliyetçilik, Atatürk gibi değerler de kullanılarak yapılmaktadır. Halkın refahını, ekonomisini yükseltecek vizyona sahip olmayan yöneticiler bu değerler üzerinden menfaat devşirmeye çalışmaktadır ve başarmaktadırlar. Aslında halk yerli yersiz her konuda dini referanslar verenlerin dindarlığını, her konuyu Atatürk’e getirenin Atatürkçülüğünü, milliyetçiliği dilinden düşürmeyenin milliyetçiliğini sorgulamalıdır. “Aynı yılların bir başka eğilimi, binalarayüce ilkelerin, değerlerin adlarını vermekti; ama annem yaptırdıkları apartmana “Hürriyet”, “İnayet”, “Fazilet” gibi adlar verenlerin, aslında bütün hayatlarını bu değerleri çiğneyerek geçirmiş kişiler arasından çıktığını söylerdi.*” Ahlaksızlığın daniskasını hayatlarının her aşamasında göreceğimiz insanlar ahlakçı görünmektedir. Dindar görünmek uğruna dini makaralaştıranlar, hiçbir vizyonu olmayıp Atatürk söylemine sarılanlar ve vatan, millet, Sakarya haricinde ortaya koyabilecek bir söylemi olmayanları ibretle ve ümitsizlikle izliyor halk. Halkın büyük kesimi ise maalesef bu şekilci içi boş söylemleri sorgulamadan takım tutar gibi benimsemektedir. Bu da doğal olarak çatışmayı getirmektedir.

Lise yıllarımda bir süre Yunan Mitolojisiyle ilgilenmiştim. Yunan mitolojisinde hatırladığım kadarıyla bir yabancı geldiğinde ona; kim olduğu, nereden geldiği, hangi toplumdan olduğu vs. hiç bir soru sorulmadan yediren , içiren, barınacak yer sağlayan ve ancak bundan sonra ona sorular soran bir toplumdan söz edilir. Türkiye’nin kuruluşundan bugüne kadar geçen süreci düşündüğümüzde bizimle ne kadar zıt bir durum olduğunu fark etmişsinizdir. Türkiye’de hangi parti, hangi görüş olursa olsun diğerine tahammülü yok. Herkesin kendince bir demokrasi anlayışı var ve hiç biri demokrasi standartları ile uyuşmuyor. Yani bir nevi kendine demokrat olma durumu söz konusu.

Sonuca gelecek olursak; benim fikrimi savunuyorsan fikir özgürlüğünü sonuna kadar savunurum anlayışından kurtulup toplumun her kesiminin diğer kesimlerini anlamaya çalışması gerekiyor. Bunun siyasilerden beklenmemesi ve her bireyin kendisinin bu konuda inisiyatif alması gerekiyor. Toplum kendi muhasebesini kendi yapmalıdır. Siyasetçilerin önüne koyduğu sahte muhasebeleri bir kenara bırakmadan toplumun barışı pek mümkün değildir.

Av. Rıdvan Yıldız

* Orhan Pamuk – Masumiyet Müzesi (syf. 29)

Hakkında Av. Rıdvan Yıldız

Av. Rıdvan Yıldız
11 Şubat 1988 tarihinde Bartın'da doğdum. Bartın Anadolu Öğretmen Lisesi'nde bitirdikten sonra lisans eğitimimi İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde tamamladım. 2012 yılından bu yana İstanbul Barosu'na bağlı olarak avukatlık mesleğini icra etmekteyim. Aynı zamanda Tüketici Sorunları Derneği'nin 1 yıl Genel Başkanlığı'nı yürütmekle hali hazırda Genç Irade Derneği Genel Başkan Yardımcısıyım.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*