Anasayfa / Köşe Yazıları / Salıncaktan Düşen Çocuk

Salıncaktan Düşen Çocuk

Salıncaktan Düşen Çocuk

Kelimeler iniyordu yine gökten. Her ya?mur tanesi bir harf ta??yordu. Topra?a dü?en her tane bir can veriyordu. Sonra Mevlana sesleniyordu birden ! ” Hangi tohum topra?a dü?tü de ye?ermedi ki” Ye?eren her yaprak soluyordu yeniden… Sevgi eken gönül f?rt?na biçermiy di? Biçiyordu yine m?sralar yürekleri. “Bilseydin her yapt???n kendine, ayn? kal?r m?yd?n ? Bilseydin ayn? el yazm?? tüm kaderi, yine k?zarm?yd?n ? Bilseydin üç gün kalm?? ömrün, kim ne demi? duyar m?yd?n ?” Duymazd?n do?ru. Çünkü insan iyiyi güzeli duymak ister. Bilmek ister bilemediklerini. Neyi bilmeli diye soracak olursan e?er yine Mevlana versin sana cevab?. ” Her olay? hay?r bil, her geceyi kadir bil, her geleni h?z?r bil.”  Ke?ke her geleni h?z?r bilebilseydik. O zaman daha bir ba?ka bakard?k güzeli görebilmek için…

Her kuleden ba?ka bir manzara görünüyor. Her çiçekten özge bir koku kar???yor havaya. Her sal?nca??n ula?t??? bir gök var. Her kay???n ba?land??? iskele ayr?. Sevmek ö?renilecek bir kavram haline geldi, do?am?zda sakl?yd? halbuki. Sevmek hiç bu kadar zor olmam??t?, bu kadar uza?a dü?memi?ti kalbinden insan. “Mesut olunuz” sözü eski çiçekli süslü bir pencerede ki yaz?dan ibaret olmamal?yd?. O yüzden her kelimeden ayr? bir güzellik ö?renmeliydi insan. Mesela Ghandi’ye kulak vermeliydi. “Sevginin varoldu?u yerde hayat vard?r !” dedi?inde… O yüzden en güzel en masum sevgi çocuklarda sakl?yd?. “Sal?ncaktan dü?en çocuk hiç küser miydi parka?”…

 

Hakkında Ümit Yıldırım

Ümit Yıldırım
1987 Ankara doğumluyum. İnsan Kaynakları alanında çalışmaktayım. Öz geçmişimle değil, öz geleceğimle ilgiliyim. Edebiyat ve kitap aşığıyım. "Kendi gerçeğimizi kendi kelimelerimizle anlayıp anlatmak, her namuslu yazarın vicdan borcudur" diyen Cemil Meriç'in izindeyim. Mevlana değilim ama bir Şems arar dururum. Kalem ile kelamı bir tutup insan-ı kåmil olma yolunda bir zerreyim. Türkiye Yazarlar Birliği Yazar Okulu mezunuyum. Edebiyatı sevdiğim kadar Felsefe ve Psikolojiyi de baş tacı ederim. Aristo'nun devletinde yaşarken Kemal Sayar'ın psikolojik çözümlemelerinde bulurum kendimi. Çok okuyan mı çok gezen mi bilir diye sormam okur-gezer-yazarım. Sık sık yurtdışına eğitimlere giderim. Bana anlatırlarsa unuturum, gösterirlerse hatırlarım, işin içine dahil ederlerse öğrenirim. Hayat denen bu mülakatta bir kitap yazmak için geldim. Kabımdan taşan kelimeleri hizaya dizmek için aldım kalemi elime. Kelam ve muhabbet ile çıktım yola. Yanımda mısralarım bir kağıt bir kalem...

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*