Anasayfa / Köşe Yazıları / Ne zaman iki satır yazmaya kalksam…

Ne zaman iki satır yazmaya kalksam…

Ne zaman iki satır yazmaya kalksam…

Yaşadığımız bu süreçte evde kalmak bana çok iyi geldi. Birçoğumuzun aksine kendimi dinleme fırsatı buldum. Kendimle ilgili şeyleri değerlendirme fırsatım oldu. Ben neyim? Ne yapıyorum?

Krizleri fırsata çevirmek önemli diye düşünerek diyete başladım mesela. Şu anda kadar 10 kilo üzerinde kilo verdim. 2 sene önce de diyet yapmıştım ama devamını getirmediğim için yeniden almıştım. Yeniden o gücü kendimde buldum. Giyemediğim kıyafetlerimin tekrar giyilebilir olması büyük motivasyon.

Spor yapıyorum. Evet ben ve spor yapmak 🙂 Yanyana gelmeyen iki kavramdı ama her gün evde 30 dakika spor yapıyorum. Çok iyi geldi. Yapamadığım günlerde kendimi kötü hissediyorum. Güzel bir alışkanlık edindim. Bıkmadan devam edeceğim. Görüntüm her geçen kendimi mutlu ediyor. Şunu anladım ki önce kendini mutlu edeceksin ki başkalarını mutlu edebilesin.

İnsanın kendi özbenliğini geliştirmesi çok önemli. Bu süreçte bunu öğrendim. Kendimi ne kadar güçlendirebilirsem o kadar güçlü olabilirim. İşte bunu farkettim. Kendime eğildim. Kendimi eğitmeye devam ediyorum. Online eğitimlere katılarak bana birşeyler katacağını düşündüğüm konularda eğitim aldım.  Çok iyi geldi.

Deli gibi dizi izliyorum. Netflix bağımlısı oldum diyebilirim. Özellikle HOMELAND i izlemeyenlere tavsiye ederim.

Hayat eve sığar mı? Evet sığar. Ev, hepimizin aslında sığındığımız limanımız. Üzüntümüzü, neşemizi, heyecanımızı, özelimizi kısacası her şeyimizi tam anlamıyla yaşadığımız yer. Evde özgürüz. Evde tam BİZİZ. Ev, size ön yargılı davranmaz, sizi sorgulamaz, sadece sizi sarar. İşte tam da bu yüzden hayat gerçekten eve sığıyor.

“ Ne zaman iki satır yazmaya kalksam

Hep sana, hep seni, hep bizi yazıyorum.

Ne zaman bir kadeh alsam elime,

Hep sana , hep seni , hep bizi içiyorum.”

Rahmetli Zeki Müren’in kahır mektubu çalıyor fonda. Ne güzel sözler değil mi? Birine böylesine tutkuyla bağlı olmak ne kadar yüce. Sen ne kadar uğraşsan da bir şeyler değişmiyorsa değişmiyor, değişmeyecek. Şöyle bir düşündüm de ne kadar çok şeyi / kişiyi değiştirmeye çalıştım. Defalarca anlattığım halde baktığımda her şey aynı. Peki kendini bu kadar yormanın faydası ne? Kocaman bir SIFIR.  Bırak dağınık kalsın dedim, bıraktım, dağılsın 😉

Sarılmayı özledim ama. Sevdiklerime şöyle sımsıkı sarılmak. Eminim o günlerde gelecek….

Yazarak içimi döktüm yine. Umarım keyifle okumuşsunuzdur.

Sevgiyle ve sağlıkla kalın….

Kerem

 

 

Hakkında Kerem Ateş

Kerem Ateş
1979 yılının bir sonbahar gününde İstanbul’da dünyaya gözlerimi açtım. 1996 - 2010 yılları içerisinde aktif olarak siyaset içerisinde bulundum. 1998 yılından itibaren de Sivil Toplum kuruluşlarında Çevre - gençlik politikalarında aktif rol aldım. 2001 yılında Uluslararası bir kuruluş olan Junior Chamber International – JCI Türkiye tarafından “ Çevre Korumacılığı ve Ahlaki Önderlik Dalında” Türkiye’nin En Başarılı 10 Gencin den biri seçildim. 2002 de aynı dalda Kültür Bakanlığı özel ödülü aldım. Şu anda Reklam – Organizasyon alanında çalışıyorum. Çevre , Gençlik Politikaları ve Siyaset özel ilgi alanlarımdır.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*