Anasayfa / Köşe Yazıları / Kanadı Kırık Kuş

Kanadı Kırık Kuş

Kanadı Kırık Kuş

Ne de çok karard? kalplerimiz de?il mi? Ne çok öfke biriktirmi?iz içimiz de... Ne  çok hüzünler toplam???z… Birbirimizin kusurlar?n? görmekten ve  söylemekten birbirimizin gözümüzün içine bakmaya vaktimiz kalmam?? sanki… Sanki eksik hep bir yan?m?z,.. Bak?p göremiyoruz, konu?up dinleyemiyoruz, dokunup hissedemiyor muyuz? Yoksa yolumuz birbirimizi anlamaktan geçmedi?i için mi hiçbir yere varam?yoruz? Hani diyor ya  Zarif adam;

 

?nsan sevmeli,

Bazen bir insan?,

Yahut bir a?ac?

Ya da kanad? k?r?k bir ku?u,..

Zaten sevmezse insan,

?nsan m? olur?

Olur mu hiç…

 

Madem kanad? k?r?k bir ku?u sevmeli, o zaman o ku?un k?ssas?na da kulak vermeli;

 

Hz. Süleyman zaman?nda bir ku?, kanad?n? bir dervi?in k?rd???ndan ?ikâyet ile Hz. Süleyman’a gelmi?. Hz. Süleyman da o ku?un ?ikâyetçi oldu?u dervi?i huzuruna getirtip sormu?: “Bak, bu ku? senden ?ikâyetçi. Niye bu ku?un kanad?n? k?rd?n?”
Dervi? cevap vermi?: “Sultan?m, Allah bu mahlûkat? bizim emrimize musahhar k?lm??t?r. Ben bu ku?u avlamak istedim, önce kaçmad?. Yan?na kadar gittim, yine kaçmad?. Ben de bana teslim olaca??n? dü?ünerek üzerine atlad?m. Tam yakalayacakken kaçmaya çal??t?. O esnada da kanad?n? incittim. Ona kaçmas? için f?rsat verdim, fakat o bekledi. Adeta “Gel beni tut, ne istiyorsan yap,” dedi.
Bunun üzerine Hz. Süleyman ku?a hitaben demi? ki: “Bak, bu adam da hakl?. Sen niye kaçmad?n? O sana sinsice yakla?mam??. Neticede sen hakk?n? savunabilirdin. ?imdi kolum kanad?m k?r?ld? diye ?ikâyet ediyorsun.”
Ku?, Hz. Süleyman’a ?öyle cevap vermi?: “Efendim, ben onu dervi? k?yafetinde gördü?üm için kaçmad?m. Avc? olsayd? o zaman hemen kaçard?m. Fakat bundan bana zarar gelmez diye öylece bekledim.”
Hz. Süleyman bu savunmay? be?enmi? ve ku?u da hakl? bulmu?. K?sas?n yerine gelmesi için: “Ku? hakl?. Hemen bu dervi?in kolunu k?r?n” diye emretmi?.
Ku? o anda: “Efendim, böyle yapmay?n!” diye feryad etmeye ba?lam??.
“Ne yapay?m?” diye sormu? Hz. Süleyman.
“Efendim, bunun kolunu k?rarsan?z, kolu iyile?ince yine ayn? ?eyi yapmaya kalkar.”
Bu söz üzerine Hz. Süleyman: “Peki, ne yapal?m?” diye sormu? tekrar.
Ku? bu sefer ?öyle cevap vermi?: “Siz bunu dervi? k?yafetinden s?y?r?n! S?y?r?n ki benim gibi ku?lar aldanmas?n!…

 

??te bu kanad? k?r?k ku?un k?ssas?ndan dü?en bir imtihan hissesidir pay?m?z… ?mtihanlar?n bel ki de en zor olan? kendimizle olan?d?r. Biz kendi kendimizin imtihan?y?z… Kimin iyi kimin kötü oldu?unu art?k bilemiyoruz. Ya göründü?ümüz gibi olam?yoruz, ya da oldu?umuz gibi görünemiyoruz. ?nsanca diye bir dilin oldu?unu unutuyoruz, belki de bu yüzden kavgalar?m?z… Oysa hiçbir zaman hiçbir insan?n unutamayaca?? bir güzellik var, o da bir insan?n bir insanda gördü?ü yürekten bir sevgidir.

 

?nsan yaras?, yaras?na denk geleni severmi?,  illa can?m?zdan can m? gitmeli yeniden birbirimize sevmek için? Yeniden sar?lmak için yaralanmak m? gerekirdi…   Sahi en son ne zaman geçmi?ti birbirimizi anlamaktan yolumuz? En son ne zaman bir çocu?un ba??n? ok?ay?p kimsesiz birinin elinden tutmu?uzdur acaba ?  En son ne zaman sevdiklerimizin göz bebeklerinde kendimizi görerek sohbet etmi?izdir… Bir kilimi üzerinde sevgilimiz gezecekmi?, bir ka?kolu çocu?unuz boynuna dolayacakm?? gibi dokusayd?k, bir binay? içinde anneniz oturacakm?? gibi yaparsayd?k, ne o kilim eskirdi, ne o ka?kol solard?, ne o bina y?k?l?rd? de?il mi?  Kalplerimizi ????a duyarl? gümü? levhalar haline getiremezsek ba??m?z? gövdemiz üzerinde nas?l dik tutabiliriz? Nas?l ba?edebiliriz kendimizle, gördüklerimizle ve göremediklerimizle. 

 

Ne güzel demi? Cemil Meriç; Güller dikenli, bilirim… Ama ya?amak yaralanmaktan korkmamakt?r…

 

Hakkında Ümit Yıldırım

Ümit Yıldırım
1987 Ankara doğumluyum. İnsan Kaynakları alanında çalışmaktayım. Öz geçmişimle değil, öz geleceğimle ilgiliyim. Edebiyat ve kitap aşığıyım. "Kendi gerçeğimizi kendi kelimelerimizle anlayıp anlatmak, her namuslu yazarın vicdan borcudur" diyen Cemil Meriç'in izindeyim. Mevlana değilim ama bir Şems arar dururum. Kalem ile kelamı bir tutup insan-ı kåmil olma yolunda bir zerreyim. Türkiye Yazarlar Birliği Yazar Okulu mezunuyum. Edebiyatı sevdiğim kadar Felsefe ve Psikolojiyi de baş tacı ederim. Aristo'nun devletinde yaşarken Kemal Sayar'ın psikolojik çözümlemelerinde bulurum kendimi. Çok okuyan mı çok gezen mi bilir diye sormam okur-gezer-yazarım. Sık sık yurtdışına eğitimlere giderim. Bana anlatırlarsa unuturum, gösterirlerse hatırlarım, işin içine dahil ederlerse öğrenirim. Hayat denen bu mülakatta bir kitap yazmak için geldim. Kabımdan taşan kelimeleri hizaya dizmek için aldım kalemi elime. Kelam ve muhabbet ile çıktım yola. Yanımda mısralarım bir kağıt bir kalem...

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*