Anasayfa / Köşe Yazıları / Kahramanın Yolculuğu: P.K.

Kahramanın Yolculuğu: P.K.

Kahramanın Yolculuğu: P.K.

Hepimiz kendi hayatlarımızın kahramanlarıyız. Hayatımız boyunca mücadele etmek zorunda kaldığımız zorluklar, tattığımız mutluluklar, hayal kırıklıkları, kısaca bu dünyadaki yolculuğumuz boyunca tecrübe ettiğimiz her şey hayatımızın kompozisyonunu oluşturur ve hangi zorlukları yaşadığımızdan çok, bunların üstesinden nasıl geldiğimiz bizim yolumuzu belirler. Kompozisyonların yapısı gibi, kendi hikayelerimizde yaşadığımız her şey kabaca giriş, gelişme ve sonuç bölümleri olarak parçalara ayrılabilir. Drama, mit, ve dini ritüellerde de ortak olarak görülen bu yapı düzeni, hikayeler, romanlar hatta filmlerde de kullanılmaktadır. Önce kahraman ve yaşayışı hakkında ipuçları verilir, ardından karşılaştığı zorluklarla birlikte olaylar gelişir ve en son sorunların çözülmesi ile sonuç kısmı tamamlanmış olur. Bu yapı düzeni, Amerikalı mitolojist yazar Joseph Campbell tarafından Kahramanın Yolculuğu (The Hero’s Journey) olarak isimlendirilmiştir. Bu yolculuk kahramanın anayurdundan ayrılmasıyla diğer bir deyişle “ilk eşikten geçmesi” ile başlar, gittiği yerlerde yaptığı mücadelelerle devam eder ve yeni bir bakış açısı kazanmış ve olgunlaşmış bir şekilde dönüş eşiğinden geçerek evine dönmesiyle son bulur. Campbell, bu yolculuğu, Maceraya Çağrı, Rehberle Karşılaşma, Ayrılış, Mücadele, Diriliş, Ödül, Eve Dönüş gibi 17 farklı aşamaya ayırır. Aynı şekilde, film senaryolarına da uygulanabilen bu aşamalar, Yıldız Savaşları, Yüzüklerin Efendisi ve Harry Potter gibi birçok ünlü filmde de kullanılmıştır. Bu yazıda ise, bahsedilen aşamalar, 2014 yapımı bir Hint filmi olan P.K. üzerinde uygulanacak ve kahramanımızın bu adımlardan nasıl geçtiği filmden örneklerle anlatılacaktır.

P.K. bir araştırma görevi için dünyaya gönderilen bir uzaylının hikayesidir. Film, ismini kahramanımızın isminden alır. Hintçe ‘sarhoş’ anlamına gelen bu kelime, dünyadaki insanlar tarafından kendisine değişik davranışları fakat özellikle çocuksu ama zekice soruları yüzünden verilir. Yolculuk esnasında, aşina olmadığı şeylerle karşılaşır, yeni tecrübeler edinir ve Kahramanın Yolculuğu ya da Monomit dediğimiz yapının adımlarını izler.

Bu yapının ilk adımı olan Maceraya Çağrı ( Call to Adventure), kahramanın karakteri ve yaşayışı hakkında ufak bilgiler içerir ve adından da anlaşılacağı üzere başka bir dünyaya geçiş için kahramanın gereken çağrıyı aldığı adımdır. Başka bir dünya, başka bir gezegen olabileceği gibi farklı bir şehir hatta farklı bir ev bile olabilir. P.K‘de kahraman bir uzaylıdır ve evi de adı zikredilmeyen herhangi bir gezegendir. Çoğu filmde kahramanın anayurdu da gösterilirken, bu filmde gösterilmez. Kahraman, dünyada yaşam olup olmadığını araştırmak üzere gönderilmiş bir görevli olduğunu belirtir ve biz de buradan başka bir gezegenden geldiği fikrine varırız. Kahramanımıza verilen bu görev, ona yapılmış bir çağrıdır.

İkinci adım olan Rehberle Karşılaşma (Meeting the Mentor), kahramanımızın kendisine kılavuzluk edecek akıl hocası ile karşılaştığı adımdır. Akıl hocası her zaman bir kişi olmak zorunda değildir, bazen iki veya daha fazla sayıda kişi farklı durumlarda kılavuzluk edebilir. P.K.’de de kahramanımızın iki tane akıl hocası olduğu görülüyor; televizyon sunucusu Jaggu ve bando şefi Bhairon Singh. Kahramanımızın dünyaya iner inmez ilk tecrübe ettiği şey gaspa uğramak olur. Onu kendi gezegenine döndürebilecek tek şey olan ve uzay gemisinin madalyona benzeyen uzaktan kumanda cihazı bir adam tarafından çalınır. Bu kumanda arayışı, onu Tanrı’yı arayışa ve dini dogmaları sorgulamaya yöneltir. Ve tüm bu olaylar yaşanırken, akıl hocaları Jaggu ve Bhairon Singh kahramanımıza kumandasını bulmak için yardım ederken aynı zamanda toplumu, dinin (özellikle Hinduizm) bazı dogmaları hakkında aydınlatmasına da yardım ederler.

Hikaye akarken, kahraman, bir eşikle karşılaştığında, oradan geçmek zorundadır ve bu geçiş, Ayrılış (Departure) adımının bir parçasıdır. P.K. için eşik, iniş yaptığı ve kumandasının çalındığı Rajasthan’dır (Hindistan’da bir yer). Evine dönebilmesi için kumandasını bulmak zorundadır, yani artık geri dönüş bir seçenek olmaktan çıkmıştır. Kaybettiği eşyasını bulabilmek için bazı zorluklara göğüs germeli, gerekirse savaşmalıdır.

Eşiği geçtikten sonra, kahramanın tecrübe edeceği sonraki şeyler, Sınavlar, Müttefikler ya da Düşmanlardır (Tests, Allies, Enemies). Burada, P.K’in uzaktan kumandasını bulmak için yapması gereken ilk şey, dili öğrenmek ve daha sonra topluma ve normlarına aşina olmaktır. Bu süreçte, yoluna devam etmesi için üstesinden gelmesi elzem olan bazı zorluklarla karşılaşır. Bu zorluklardan biri, dili öğrenmeye çalışmaktır. P.K.’in sesini kullanmadığını, çünkü onun gezegeninde insanların bizim gibi konuşmadığını, iletişim kurmak için karşıdakinin elini tutup zihinleri yardımıyla yalan söylemeyi imkânsız kılan bir çeşit telepati uyguladıklarını öğreniyoruz. Yani, kahramanımızın da dili öğrenmek için, birinin elini tutması ve veriyi aktarması gerekir. Bunu denediğinde, herkesin onu yanlış yorumladığına ve onun bir sapık olduğunu düşündüklerine şahit oluyoruz. Örneğin, bir denemesinde damadın gözünün önünde gelinin elini tutmaya çalışır. Daha sonra, damat ve akrabaları kılıçla P.K’in peşinden koşmaya başlarlar, neyse ki kahramanın rehberlerinden olan bando şefi onu bu durumdan kurtarır. Bu kısım aynı zamanda kahramanın, düşmanı Tapasvi ile karşılaştığı kısımdır. Hindu bir din adamı olan Tapasvi, yeni bir tapınak inşa etmek için insanlardan para toplarken gösterilir. Ayrıca, kahramanımızın kumandası da ondadır, ve onu, Tanrı’dan gelen bir işaret olarak halka sunar ve daha fazla para bağışlamaları için bir ikna aracı olarak kullanır. Ve tabii ki, baş düşmanımız, kumandayı asıl sahibine vermeyi reddeder.

Kahraman, akıl hocalarıyla tanıştığına, onların yardımıyla küçük sınavları atlattığına ve artık düşmanının da kim olduğunu bildiğine göre, en büyük sınavı vermek üzere demektir. Mücadele veya nav (Ordeal) adımında, P.K. ve düşmanı Tapasvi televizyonda boy ölçüşeceklerdir. Aslında bu karşılaşma, akıl hocalarından biri olan Jaggu tarafından tetiklenir. Jaggu, P.K’in alışılmamış davranışlarını farkeder ve onun hikayesini dinlemeye karar verir. Sorularının basit olduğu kadar mantıklı olduğu da gözünden kaçmaz. Daha sonra, televizyon sunucusu olan Jaggu mesleğinin avantajından yararlanarak bir kampanya başlatır. İnsanlardan günlük hayatlarında “yanlış numara (wrong number) ile karşılaştıklarında video çekip göndermelerini ister. P.K tarafından ortaya atılan bu “yanlış numara” fikri kısaca şu şekilde özetlenebilir: Din adamları Tanrı ile iletişime geçmek için yanlış numarayı çeviriyorlar, bu yüzden de insanlar Tanrı’yı yanlış anlıyor ve anlamsız ritüeller yapıyorlar. Bu kampanya başarılı olur, kanala akın akın videolar gelir ve hepsi televizyonda yayınlanır. Böylece, kampanya sayesinde, dini çeşitlilik açısından çok zengin olan bu ülkedeki insanlar, dini dogmaları sorgulamaya yöneltilmiş olur.

Televizyon programında, P.K. baş düşmanını yenilgiye uğratır. Sonunda kumandasına kavuşmuştur ve böylece Ödül (Reward) adımı tamamlanmış olur. Kahramanımız artık evine gitmeye hazırdır. Dünyadan ayrılmadan önce, yanına iki büyük bavul alır. Onu yolcu etmeye gelen Jaggu bu bavulları neden pillerle ve kasetlerle doldurduğunu sorar. P.K’in cevabı “Benim gezegenimde radyom için pil yok. Dünyayı özlediğimde kasetleri dinleyeceğim” olur. Ayrıca, kasetlere kuşların, trafiğin vb. sesini kaydettiğini ekler. Bütün kasetlerde kendi sesinin olduğunu farkeden Jaggu, P.K’in doğruyu söyleyip söylemeyeceğini görmek için tekrar sorar. Jaggu farkeder ki P.K. yalan söylemeyi öğrenmiştir. Yalan söylemek, kahramanımızın önceki hayatında olan bir kavram olmadığından, ve bu yeni bilgi kendi gezegenini değiştirecek güce sahip olduğundan, bu adım artık hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağı ipucunu veren yeni hayata delalet eder ve bu adım kahramanımızın yolculuğunun Eve Dönüş (Return/Denouement) adımıdır.

Sonuç olarak, bu yapının, mitlerden modern eserlere kadar neredeyse hiç değişmeden kullanılmış olması sebepsiz değildir. Hikaye akışını sağlaması ve girişten sonuca bir bütünlük oluşturması bu yapının hala kullanılmaya devam edilmesinin en büyük sebebi sayılabilir. Yukarıda örneklerle bahsedilen adımları izlediğiniz filmlere, okuduğunuz kitaplara uygulamayı deneyebilir ve neredeyse hepsinde aynı yapının kullanıldığını görebilirsiniz.

Hakkında Betül Oydem

Betül Oydem
9 Şubat 1992'de, İstanbul'da doğdu. Lise eğitimini Etiler Rüştü Akın AML'de Web Tasarım ve Programcılığı bölümünde tamamladıktan sonra yoluna Amerikan Kültürü ve Edebiyatı bölümü ile devam etti. Aldığı "Translation" dersi ve hocalarının yönlendirmesiyle çeviri yapmaya başladı. İlk çevirisi "Granada" isimli edebiyat dergisinde yayımlandı. Lisans eğitimi devam ederken uluslararası bir şirketten aldığı Tercümanlık teklifini değerlendirdi ve hala aynı şirketle çalışmaktadır. Post-Kolonyal dönem ve edebiyatı, Ütopya ve Distopya, Edebiyat teorileri, Karşılaştırmalı Edebiyat, Etnisite ve Mitoloji ile ilgilenmektedir.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*