Anasayfa / Köşe Yazıları / KADIN ANLAYIŞTIR, KULAKTIR

KADIN ANLAYIŞTIR, KULAKTIR

KADIN ANLAYIŞTIR, KULAKTIR

Erkek ve kadın arasında belki varoluşun ilk günlerine dayanan bir çekişme sürüp gidiyor. Erkek bir kadından doğduğunun, yani var olması için kadına ihtiyacı olduğunun son derece bilincinde. Hz. İsa’da olduğu gibi,  bir baba olmadan doğabileceğini de biliyor.

Eril/dişi çekişme noktasından değil de, yin ve yang üzerinden yani her şeyin zıttı ile var olduğu gerçeğinden yola çıkarak kadına ve erkeğe bakalım. Üstelik sadece dışarıda değil içimizdeki kadın/erkek olarak da kurmaya çalıştığımız dengelerden söz etmek istiyorum.

Kadın gecedir, erkek gündüzdür.

Biyolojik/bilimsel açıdan bakalım önce. Vücudumuzun 24 saatlik, ışık, beden ısısı gibi faktörlerden kolayca etkilenen “Sirkadyen Ritm/biyolojik saati ”var; Bu döngü, hormon salınımımızı, hücre yenilenmesini, beden ısısını, iştah durumumuzu, fiziksel ve zihinsel anlamda zindeliğimizi ve uykumuzun kalitesini etkiler.

Gün ışığında daha fazla serotonin,adrenalinve kortizolhormonu salgılanmaya başlar. Sabahları uyanmak ve harekete geçmek gibi eylemler bu hormonlar sayesinde mümkün olur.

Gün ışığı akşam saatlerine doğru azalmaya başladığında gündüz saatlerinde salgılanan serotonin hormonu yerini uyku hormonu olarak bilinen melatoninebırakır, aktif olan diğer hormonların salınımı yavaşlar ve beden ısımız düşüşe geçer.

Uyku, pasif bir dinlenme hali değildir. Uyku esnasında gün boyunca zihni meşgul eden aktiviteler, gerginlikler ve hafızaya alınan bilgiler adeta bir bilgisayarın belleğinin ayıklanması gibi ayıklanır.

Uykuda hormon düzeyi dengelenir, sindirim sistemi çalışır, bağışıklık sistemi devreye girer, deri yeniden yapılandırılır. Hücre bölünmesi uykuda yoğun bir şekilde devam eder.

Biyolojik olarak gece ve gündüz metabolizmayı anlattık, bunun kadının gece, erkeğin gündüz olması ile bağlantısı nedir?

Seni yoran, tüketen gündüzdür.

Genç tutan dinlendiren gecedir.

Karanlık kötü kabul edilmesine rağmen, aslında karanlık derindir, gizemlidir, serindir, bunaltmaz, sessizdir, sınırsızdır.

Aydınlık yüzeyseldir, her şey görünür haldedir, sığdır, sınırlıdır. Sıcaktır, telaş, öfke, stres barındırır.

Karanlıkta içsel huzura, sessizliğe daha kolay ulaşılabilir.

Karanlık tohumu gömdüğün toprak gibidir. Tohum köklenmek, olgunlaşmak ve zarar görmeden büyümek için toprak ananın dingin, serin kucağına ihtiyaç duyar. Ancak yeteri kadar güçlendiğinde yeryüzüne çıkar. Ondan sonra da güneşin aydınlığı, sıcaklığı ile yapraklanır, çiçeklenir, meyve verir.

Ağaçlara bakarsak, tüm ihtişamları ile yeryüzü ile gökyüzünü bağlayan bir köprü olduklarını görmez miyiz?  Ne kadar derine köklenirse o kadar da gökyüzüne çıkmaz mı?

DENGE, anahtar kelime

Bütün gürültüyü getiren aydınlıktır. Sabah olunca, gün ağarınca işler başlar, rutin meşguliyetler içinde koşturursun.

Gece ise işler, telaş açısından kayıtsız olursun. Karanlığın gizemi, sessizliği, huzuru ve ruhsal huşu deneyimlemek çok daha kolay hale gelir.

Eğer aydınlığın ile karanlığın dengeli ise, içindeki eril ve dişi özlerin derin bir uyum içerisinde ise,  bütün ayırımlar kalkıp, bir olmayı, bütünlüğü deneyimlersin.

Kadınlar erkeklerden daha huzurludur

Kadın ya da içimizdeki dişi, bu huzur duygusunu verme niteliğine sahiptir. Belki erkek ancak bir kadını sevdiğinde onun yanında HUZUR duygusunu deneyimleyebilir, ya da ancak içindeki dişi tarafla buluşmuşsa bu gerçekleşebilir.

Bir çocuğun kızgınlığının annenin onu sarıp sarmalaması ile yatışması gibi, kadın serinleten, yatıştırandır.

Erkek bireysel, kadın evrenseldir.

Erkek daha çabuk yorulur. Kadınların dayanma kapasitesi, ağrıya dayanıklılığı çok daha fazladır.

Kadınlar çok daha uzun yaşar, daha az hastalanır, daha az delirir, daha az intihar eder.

Kadın cömerttir. Karşılık beklemeden sevgisini, ilgisini verir.

Sadece çocuğunu değil, sevdiği herkesi besler, korur, büyütür, olgunlaştırır. Burada çocukta olduğu gibi sütüyle değil ama ruhu ile besler.

Kadın anlayıştır, kulaktır

Kadınlar bir erkeğe göre öğrenci olmayı teslim olmayı, anlamayı daha kolay bulur.

Erkek ise mantıklı bir şekilde ikna edilmek ister.

Kadın sezgiyle dinler, onu söyleyen kişinin titreşimini hisseder, söylenenden çok nasıl söylendiğidir onu ilgilendiren.  Derine inip ruhunu yakalar.

Erkek net bir şekilde görmek ister. Göz anlamaya zahmet etmez.

Kadın ise duymak ister.

Kadın ya da erkek için SON SÖZ yazmaya yetkili hissetmiyorum kendimi. Amacım bir cinsi diğerine karşı yüceltmek de değil.

Ne var ki, kadın ya da erkek en çok düştüğümüz hata, içsel dinginliği yakalayamadığımız için dışarıdan bunu temin etme çabamızdır. Kendini yalnız ve boş hissedip bunu başkası ile doldurmaya çalışanlar eninde sonunda hayal kırıklığı yaşarlar.

İçimizdeki kadın ve erkek birlikte sağlıklı yaşamak için ahenk sağlamadan, dışarıdaki ilişkilerde denge sağlamamızın kolay olmayacağını söylemek isterim.

Sevgiyle ve dengeyle kalın.

Dr. Deniz ÖNER

 

Hakkında Dr. Deniz Öner

Dr. Deniz Öner
Radyasyon ve kanser biyolojisi konusunda yüksek lisans ve doktora sahibiyim. Araştırmacı ve yönetici olarak çalıştım. Beden-Ruh ve Zihin sağlığı konularında eğitimler alıyor ve gönüllü danışmanlık yapıyorum. Dr. DENİZ ÖNER drdenizoner@gmail.com

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*