Anasayfa / Köşe Yazıları / İstanbul Nasıl Kuruldu?

İstanbul Nasıl Kuruldu?

İstanbul Nasıl Kuruldu?

1- Tüm gündem İstanbul seçimleri ise bir #pazar floodu ile İstanbul nasıl kurulmuş yazalım. MS 3. yüzyılda Roma bunalım ve istikrarsızlık içindedir. 50 yıl içinde en az yirmi imparator tahta geçmiş ya öldürülmüş ya da savaşta ölmüştü. İstikrarsızlığın yanı sıra güvenlik de yoktu.

2- Romalıların birçok cephede savaştığı bu dönemin en başarılı imparatoru Aurelian olur. MS 270-275 arası 5 yıl gibi bir sürede önemli zaferler kazanır. Aurelian Roma tarihinde bir ilki yani saldırganlardan korunmak için Roma’nın çevresine duvar inşaasını başlatır.

3- Aurelian, inşaasına başladığı bu duvar İmparator Probus tarafından tamamlanır. MS 285’te imparatorluğun güvenliğini sağlayacak olan Diocletian tahta geçer. Diocletian, para, ordu, ekonomi, vergi sosyal hayat alanlarında önemli düzenlemeler getirir.

4-Diocletioan birçok alanda reform yapmakla birlikte tarihte iz bırakmasının sebebi başkaydı. Diocletion, imparatorluğun tek kişi tarafından yönetilemeyeceğine kanaat getirmişti. Tetrarşi (dört imparator dönemi) olarak anılan bir sistemi uygulamaya geçirir.

5- Diocletion imparatorluğun Doğusunu yönetirken Maximian Batı’nun yönetiminden sorumlu olacaktı. Bu iki imparator Augustus ünvanına sahip olurken bunların Ceasar ünvanlı birer yardımcıları atanacaktı. Diocletion, yardımcı olarak İstanbul’u kuran Konstantin’in babasını atar.

6- Diocletioan’un tetrarşi sisteminde 4 imparator Roma sınırlarına yakın imparatorluk merkezlerinde yaşayacaklardı. Böylece Diocletion, Roma imparatorunun aynı anda birçok değişik bölgede bulunmasını sağladı. Ayrıca bu 4 imparator birbirine eşdeğer kılındı.

7- Diocletion’ın imparatorluk çapında uyguladığı tek politikası ona kötü şöhret kazandırdı. Bu da Hristiyanlara çok fazla baskı yapması. Tek tanrılı bir din Roma’nın geleneksel yapısı için tehdit oluşturuyordu. Romalılar tek tanrılı dinden nefret ediyorlardı.

8- MS 299’da Diocletion bazı pagan rahiplerin tanrılardan olumlu işaretler almaya çalıştıklarından haberdar oldu. Rahipler bekledikleri işaretleri alamamalarına bazı Hristiyan askerlerin haç çıkarmasının yol açtığını sürdüler. Sonuç İmparatorlukta Hristiyan katliamı.

9-Hristiyanlara yapılan baskı halktan destek görmediği gibi Hristiyanlık daha da güçlendi. Kıyımın başlamasından 2 sene sonra Diocletion 305 yılında Hristiyanlara yapılanların durdurulmasına karar verdi. Ardından da imparatorluktan çekildi.

10- Kendi arzusuyla imparatorluğu bırakan tek Roma İmparatoru olan Diocletion’un tetrarşi yani dört imparator sisteminin düzen getireceği hayali kendisinden sonra çöktü. Kurduğu sistem daha fazla iktidar mücadelesi ve rekabet getirdi.

11- Dört İmparator Sistemi’nin işlemesi karşılıklı rıza ve anlaşmaya dayalı olduğu ancak anlaşmazlık durumunda bu sistemin çökeceğinin anlaşılması kısa sürdü. Dörtlü yönetim çok uzun sürmeden devrildi. 1 Mayıs 305’te haleflerin kutlama töreninde ilk çatlaklar oluştu.

12- Eski Ceaserlar Augustos olurken babası Augustos olan Konstontin’in yerine beklenenin aksine Daia isimli bir asker Ceaser olarak Diocletion tarafından açıklanır. Hristiyan karşıtı olan bu askerin Ceaser olması önemli başarılara imza atmış Kostantin’i sinirlendirir.

13- Konstantin’in yanı sora Maximian’ın oğlu Maxentius da hayal kırıklığına uğramıştı. Ancak kısa sürede dengeler değişecek ve Kostantin önemli olanaklara kavuşacaktı. Birçok şayia, doğu ve batı arasında işgal planları vs derken tetrarşi çöker. iç savaş başlar.

14- 311 yılında Augustus olan Galerius ölünce Doğu’da Daia ve Licinius, Batı’da Maxentius ve Konstantin arasında iktidar mücadelesi başlar. Konstantin’in hırsı ve iktidar mücadelesi Avrupa’nın ve de dünyanın önemli dönüm noktalarından biri olacaktı.

15- Roma kentini elinde bulunduran Maxentius’a karşı Konstantin askeri başarılar elde etti. Maxentius, Hristiyanlara ve de Roma halkına eziyet ederken Konstantin Hristiyanlara hoşgörülüydü. Maxentius’un ordusu Konstantin’in ordusundan sayıca oldukça fazlaydı.

16- Söylentiye göre Konstantin bir hayal görür. Bir öğle vakti masvavi gökyüzünde”Bu işaret senin zaferin olacak” yazılı bir haç gördü. Önemli olan ne gördüğü değil yorumlandığıdır. Elbette bunu birileri yorumlayacaktı.

17- Konstantin mahiyetindeki Hristiyan rahiplerden bunu yorumlamaları ister. Rahipler Tanrının despot Maxentius’u yenmesi için Konstantin’i seçtiği şeklinde yorumlarlar. Konstantin buna inandı ya da inanmayı seçti. Ve Konstantin Maxentius’u bozguna uğrattı.

18- Roma kentine giren Konstontin’ın siyaset ipi üzerinde cambazlık yapması gerekecekti. Zaferin Hristiyanların Tanrısına borçlu olduğunu açıklamasını bekleyen Hristiyanlar diğer tarafta geleneği pagan olan Roma kenti. Konstantin iki din lehine bir tavırda bulunmadı.

19- Konstantin havayı yumuşatmayı seçerek Maxentius’un ordusunu ve de onunla çalışan senatörleri affetti. Birlik ve beraberliği sağlayan Konstantin bu kez savaş sırasında yanında bulunan Hristiyanları Kilise politikası ve uygulamarı konusunda Danışmanlık görevine getirdi.

20- Batı’da dengeyi sağlayan Konstantin bu kez Doğuya yöneldi. Doğu’yu yöneten Daia’ya yeni konumunu ve Hristiyanlara iyi davranması yönünde bildirimde bulunur. Milona fermanıyla Hristiyanlara kötü davranmayı suç haline getirilir ve taraflara diledikleri dini seçme izni verilir.

21-Doğu’daki iktidar mücadelesi Konstantin’le Milano Fermanı’na imzalayan Licinius ve Daia arasında kızışır.Licinius, Daia’yı bozguna uğratır ve Doğu’nun hakimi olur.Bu sırada Konstantin pagan ve Hristiyanlar arasında tarafsız ancak Hristiyanları güçlendiren politikalar uyguladı.

22- Konstantin, gücünü arttırdığında İmparatorluğu birleştirme isteği başlar. Konstantin’nin tek tanrı inancı olan hristiyanlığı öne çıkarmasının mantıksal sonucunun da imparatorluğun tek kişi tarafından yönetilmesi olacağını Licinius’un farketmesi uzun sürmez.

23- İki imparator arasında işbirliği Konstantin’in daha çok sevilmesi Licinius’un bölgesinde de etkin olması rekabeti ve savaşı doğuracaktır. Konstantin Licinius’tan daha gençti. Licinius’un paranoyaklığı da her geçen gün artar. Çevresinde hain avına başlar.

24- Konstantin’in Got saldırısını engellemek için Doğu topraklarına girmesi ile savaş başlar. İlk çatışma bugünkü Edirne’de meydana gelir. İki ordu Meriç nehrinin karşı kıyılarına konuşlanıp uzunca süre birbirlerini süzerler.

25- Konstantin köprü kurmaya hazırlanıyormuş izlenimi ile diğer tarafı yanıltır ve beklenmedik saldırı ile karşı ordu dağılır ve kaçar. İstanbul Boğazına ulaşan Licinius boğazı geçmeye çalışırken Konstantin’ın oğlu 200 gemilik donanma ile peşlerine düşer.

26- Konstantin ve Licinius arasındaki son savaş 18 Eylül 324’te bugünkü Üsküdar ve Kadıköy arasındaki düzlükte gerçekleşir. Hristiyan bayrakları ile donanmış olan Konstantin ordusu 100.000 kişilik Licinius askerini yok eder.

27- Licinius ise kaçar. Licinius’un karısı ise Constantia aynı zamanda Konstantin’in kardeşidir. Uzun süre sonra iki kardeş kaşılaşır. Licinius egemenliği temsil eden kıyafetleri diz çöküp Konstantin’e verir. Konstantin, Licinius’u Selanik’e sürer.

28- Konstantin, zafer kazandığı yerde yeni bir Hristiyan imparatorluk temeli atar. Avrupa ve Asya’nın birleştiği noktada ününe ün katmak amacıyla kendi adını verdiği MS 330 yılında Konstantinapolis’i kurar. Dev bir imar programı başlatılır.

29- Konstantin, Roma’nın saygınlığını düşünerek başkenti İstanbul’a taşımasa da hayatının son 7 yılının büyük bölümünü burada geçirir. MS 337’de ölür.

İstanbul; iktidar mücadelesi, din savaşı, katliam ve hırsın gölgesinde bu şekilde kuruldu. Herkese iyi okumalar.

Hakkında Av. Rıdvan Yıldız

Av. Rıdvan Yıldız
11 Şubat 1988 tarihinde Bartın'da doğdum. Bartın Anadolu Öğretmen Lisesi'nde bitirdikten sonra lisans eğitimimi İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde tamamladım. 2012 yılından bu yana İstanbul Barosu'na bağlı olarak avukatlık mesleğini icra etmekteyim. Aynı zamanda Tüketici Sorunları Derneği'nin 1 yıl Genel Başkanlığı'nı yürütmekle hali hazırda Genç Irade Derneği Genel Başkan Yardımcısıyım.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*