Anasayfa / Köşe Yazıları / Gitmek mi Zor Kalmak mi?

Gitmek mi Zor Kalmak mi?

Gitmek mi Zor Kalmak mi?

Bazen ne gider insan ne de kalır. Bazen öyle bir düşer ki bir kuyunun dibine, ne bir ışık görür kuyunun çıkışını gösteren, ne bir merdiven tırmanabileceği… Bazen öyle yalnız kalır ki insan, her şeyden, herkesten öyle uzaktadır ki artık, ne başladığı noktaya dönebilir, ne yolun sonunu görebilir. Bazen öyle yanlış anlaşılır ki, hiçbir kelime yetmez doğrusunu anlatmaya işin. Bazen öyle yorulur ki insan, anlatmaya da çabalamaz zaten kendini.

Hayat öyle garip olur ki bazen, daha ne istediğini anlayamadan istediğini elde etmeye çalışmaya zorlar insanı. Uzaklara savurur, hırpalar. Ürkütür, kızdırır, üzer. Savurdukça savurur. Bir kere ayrıldı mı insan sabahları sıcacık ekmek kokan vatandan, geri dönmesi zordur artık. Bir kere ayrılınca kökün doğduğun, yetiştiğin topraklardan, başka toprağa da alışamaz, dökersin yapraklarını.

Hayat öyle garip olur ki bazen, en masum sen iken, en çok suçlanan olursun birden. En yorgun sen iken, en çok yük yine senin omuzuna biner. En uzağa giden sen iken, en geride kalan yine sen olursun. Çünkü sen gidince bitmez dertler, sen gittikçe uzaklaşmaz. Sen ne kadar hızlı kaçarsan, o kadar hızlı koşarlar peşinden.

Sonra düşersin. Hızla koşarken, öyle bir çakılırsın ki yere, ellerin, dizlerin, dirseklerin, en çok da görülmeyen yerlerin kan revan içinde kalır.

Sonra da beklersin işte. Kendi kendine saramadığın yaralarını, birileri gelsin de sarsın diye beklersin.

Bazen ne gider insan, ne da kalır…

Gitmekten de kalmaktan da korkma sen. Birileri gelip yaralarını sarana kadar temizle onları. Temizle ki yeniden koşabilesin. Korkma düşmekten. Işığı görememekten korkma. Karanlıkta göremiyorsun ama yalnız değilsin orada. Yüzlercesi, binlercesi var senin gibi. Ve tutacak o kanayan eli biri. Bir gün, bir yerde, bir daha kanatmamak üzere saracak yaralarını.

Ne gideceksin, ne kalacaksın ama kanamayacaksın, korkmayacaksın. Bir gün bir şekilde, bir yere ait olacaksın.

Tuğçe Yıldırım

 

Hakkında Tuğçe Uslu Yıldırım

Tuğçe Uslu Yıldırım

Develerin berberliğine, pirelerin tellallığına geç kalmış bir çocuktum. Ama yine de hikayelerini dinlemeyi çok severdim. Büyüyünce anladım ki ne develer berber ne pireler tellal olmuş herhangi bir zamanda. Benim
hikaye diye dinlediğim her şey birer masalmış aslında. Benim de sizlere anlatacak masal tadında hikayelerim var…

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*