Anasayfa / Köşe Yazıları / FATİH’İN İSTANBUL’U

FATİH’İN İSTANBUL’U

FATİH’İN İSTANBUL’U

“Hüner, bir şehir bünyad eylemektir; reaya kalbin âbâd eylemektir”

– Fatih Sultan Mehmet

Asıl marifet bir şehirde bina, yapı, temel yapmak olsada halkın kalbini kazanmak insanların sevgisini almak en büyük fetihtir demiştir Sultan Mehmet. Şimdi biz ne yazsak ne söylesek azdır. Kelimeleri yetiremeyiz Fatih’i anlatmaya…

Kolay değil tam 565 yıl geçmiş İstanbul fethinin üzerinden. Bir şehir insanı şair yapar mı? Yaparmış. Şiirler dizelerde dile gelmiş, Şarkılar söylenmiş, destanlar yazılmış. Adına Aşk denilmiş İstanbul’un. Nasıl Aşk ile fethedildiyse Aşk ile yaşamış insanlar. Buram buram tarih kokmuş her bir yanı… Süleymaniye’si, Ayasofya’sı; Eyüp Sultan’ı, Dolmabahçe’si; Asya’sı, Avrupa’sıyla, denizinden esen rüzgarıyla köprüler kurmuş gönüllerde. Çeşit çeşit milletleri toprağında barındırmış bir şehirden fazlası …

Hz. Peygamberin, gönüller sultanının mübarek dudaklarından dökülmüş bir şehir İstanbul…  “Kostantiniyye (İstanbul) elbette feth edilecektir. O’nu feth eden kumandan, ne güzel kumandandır! Onu fetheden asker ne güzel askerdir!” buyurmuşlardır.

Hangi komutan, hangi asker bu şerefe nail olmak istemezdi ki… Önce Aşk lazım, sonra nasip. İşte tarihten bir kesit; Ebu Eyüp El  Ensari… Hz. Peygamberi evinde misafir etmiş  kutlu sahabe. Belki peygamberin o sözüne nail olabilirim diye 80 yaşında İstanbul’u fethetmek için çıkmış yola. O yolda yürümüş o yolda savaşmış ama gücü yetmemiş o yolda devam etmeye. Surlara yakın bir yerde ağır yaralanmış. Kendisini kurtarmak isteyenlere beni buraya gömün diyerek vasiyet etmiş ve şehit olmuş o yolda…

Aradan yıllar geçmiş Fatih aşkı olan İstanbul’a kavuşmuş. Kavuşmuş ama o yolda şehit olan Aşıklarıda unutmamış. İstanbul’u fethettikten sonra yaptığı ilk şeylerden biri Eyüp El  Ensari’nin yerini tesbit etmek olmuş. Hocası Akşemsettin ile birlikte Eyüp El  Ensari’nin şehit olduğu yeri bulup oraya ilk camiisini yaptırmış. İsminede kutlu sahabenin ismini vermiş Eyüp Sultan… Hemde öyle bir camii ki yapılırken ilk hamamı inşaa edilmiş. Neden mi? Çünkü Fatih’i emri. Öyle ki o camiiyi yapan kişiler her sabah o hamamda gusül abdesti alarak işe başlayacaklardır. O camiiye kirli bir tek el değmeyecektir. Tek bir haram lokma yenmeyecektir… İşte aşk böyle birşey… İstanbul bu yüzden değerli bu yüzden özel. Biz kirlenmiş insanlar tarihimize, geçmişimizde ki güzelliklere sahip çıkarsak belki bu vatan için varını yoğunu ortaya koymuş kutlu insanlara borcumuzu bir nebze olsun ödeyebiliriz…

“Bir Şah’a kul oldum ki, Cihân O’na hayrandır.
Çünkü O, güneş gibi yüzü her tarafı aydınlatan bir Sultandır.”

Böyle demiş hocası Akşemsettin Fatih Sultan Mehmed’e.

Sonra ise;

Hiç bir rüya böyle güzel hayra çıkmamıştı,
Hiç bir kuşatma bu kadar muhteşem olmamıştı,
Hiç bir sevda böyle derinden hissedilmemişti…
Fethin önce Gönüller’den başlatılacağını bize benimseten bu kutlu günün kıymetini bilmek gerek…
Kutlu olsun çağ kapatıp çağ açan Fatih’in İstanbul’unun fethinin 565. yılı…

Yunus ile bitirmek lazım sözü ; “Ben gelmedim kavga için, benim işim sevgi için gönüller dost evi için. Gönül yıkmaya değil, gönüller yapmaya geldim.”

Bizde Fatih Sultan Mehmed gibi, Yunus gibi, Mevlana gibi gönüller inşaa edelim gönlümüzde ki İstanbul’lara… Rahmetle dua ile analım Fatihleri ve nice fetihleri…

Ümit YILDIRIM

Hakkında Ümit Yıldırım

Ümit Yıldırım
1987 Ankara doğumluyum. İnsan Kaynakları alanında çalışmaktayım. Öz geçmişimle değil, öz geleceğimle ilgiliyim. Edebiyat ve kitap aşığıyım. "Kendi gerçeğimizi kendi kelimelerimizle anlayıp anlatmak, her namuslu yazarın vicdan borcudur" diyen Cemil Meriç'in izindeyim. Mevlana değilim ama bir Şems arar dururum. Kalem ile kelamı bir tutup insan-ı kåmil olma yolunda bir zerreyim. Türkiye Yazarlar Birliği Yazar Okulu mezunuyum. Edebiyatı sevdiğim kadar Felsefe ve Psikolojiyi de baş tacı ederim. Aristo'nun devletinde yaşarken Kemal Sayar'ın psikolojik çözümlemelerinde bulurum kendimi. Çok okuyan mı çok gezen mi bilir diye sormam okur-gezer-yazarım. Sık sık yurtdışına eğitimlere giderim. Bana anlatırlarsa unuturum, gösterirlerse hatırlarım, işin içine dahil ederlerse öğrenirim. Hayat denen bu mülakatta bir kitap yazmak için geldim. Kabımdan taşan kelimeleri hizaya dizmek için aldım kalemi elime. Kelam ve muhabbet ile çıktım yola. Yanımda mısralarım bir kağıt bir kalem...

Bir yorum

  1. Tarihimiz buyuk liderlerle dolu. Ne sansli bir milletiz.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*