Anasayfa / Köşe Yazıları / FARKINDALIĞINI DEĞİŞTİR DÜNYA DEĞİŞSİN

FARKINDALIĞINI DEĞİŞTİR DÜNYA DEĞİŞSİN

FARKINDALIĞINI DEĞİŞTİR DÜNYA DEĞİŞSİN

Geçenlerde ölüme yakın deneyim yaşayan ve sonra tamamen iyileşen kanser hastası bir kadın hakkında izlediğim bir belgesel beni çok etkiledi ve sizlerle paylaşmak istedim. Anita Moorjani dört sene sonunda tüm vücuduna yayılan bir cins lenfoma nedeniyle, artık doktorların saatlik ömür biçtikleri koma halinde iken deneyimlediklerini ve yaşama dair aldığı dersleri anlatıyordu. Doğaüstü olay, mucize, ölüme yakın deneyim vs. nasıl isimlendirdiğimiz o kadar önemli değil. Onun yaşadıklarından biz neler öğrenebiliriz, bunu paylaşmak istedim aslında.

 

Anita’nın kafatası, boyun, göğüs, karın ve hemen neredeyse tüm vücudunda limon büyüklüğünde tümörler oluşmuştu. Kaslarındaki hücre yıkımı nedeniyle yürüyemeyecek kadar halsiz, 35-38 kg kiloya kadar düşmüştü. Dışarı sızıntı yapan açık yaraları vardı, yemek yiyemiyor ve sindiremiyordu. Sadece oksijen tüpü ile soluk alan bir durumda iken, akciğerlerinde biriken sıvı ile komaya giriyor. Doktorlar artık saatlik ömrü kaldığını düşünüp ailesine vedalaşmalarını söylüyor. Ancak o ameliyathanede ilginç bir şey oluyor.

Anita kendi vücudunu, doktorları, hemşireleri, bedeninin dışından izlemeye başlıyor. Onunla vedalaşmak üzere yola çıkan ağabeyinin telaşla Hindistan’dan uçağa binerek onun yaşadığı şehre, Hong Kong’a doğru geldiğini fark ediyor. Yine daha önce kaybettiği babası ve yakın bir arkadaşının ona rehberlik ettiğini, bağlantıda olduklarını hissediyor. Fiziksel bedeninde gözleri kapalı yatarken, doktorların ciğerlerindeki suyu boşaltmak için çırpınmalarını izliyor.

Anita “Aslında fiziksel bedenler içinde olduğumuzdan daha harika, daha güçlüyüz” diyor. Duygusal bir drama içine çekilmeden her şeyi çok net gözlemeye başlıyor. Hepimizin aynı bilincin ifadeleri olduğunu söylüyor. Babası ona bedenine dönmesi konusunda rehberlik ediyor. Ancak hasta, zayıf, ölmekte olan bedene dönmek için tek bir iyi sebep görmüyor. Ailesine bir yük olduğunu düşünüyor.  O anda bir netlik geliyor. Kansere neyin neden olduğunu, eğer vücuduna dönerse çabucak iyileşmek için bir seçeneği olduğunu hissediyor.

Babası ve arkadaşının “Şimdi gerçeği biliyorsun, geri dön ve hayatını korkusuzca yaşa” dediklerini işitiyor. O anda komadan çıkıyor. Doktorlar, kimse bilimsel olarak neler olup bittiğini açıklayamıyor. Ancak Anita iyi olacağına emindir. Gerçekten de 5 günde tümörü yüzde 70 geriliyor ve 5 hafta sonra ise vücudundan tamamen yok oluyor. Bu deneyimden sonra Anita’nın dünyaya bakış açısı, fiziksel bedene bakışı tamamen değişiyor.

Bunu bir metafor-benzetme/mecaz ile açıklamaya çalışıyor:

Zifiri karanlık bir depoda olduğumuzu ve hiçbir şey göremediğimizi varsayalım. Bir küçük el feneri olsun elimizde ve onu açarak yönümüzü bulmaya çalıştığımızı, yolumuzu aydınlatmaya çalıştığımızı hayal edelim. Fenerin cılız ışığını nereye tutarsak sadece orası görünür hale gelecek, diğer yerler karanlıkta olacaktır. Şimdi, büyük bir ışık kaynağı ile depoyu aydınlattığımızı varsayalım. Bütün rafları, içinde yer alan güzel, çirkin objeleri, komik, ilginç olan, her renkten görüntüyü fark edebiliriz. Aslında onlar hep o raflardaydı ancak üzerine yeterli ışık tutamadığımız için fark edememiştik. Bir kez görünür olduktan sonra ışığı artık kapatsak bile artık ne olduğunu bilir hale geliriz.

 

Işık senin farkındalığındır. Burnunun dibinde olan bir objeye ışık tutmamışsan görme şansın yoktur.

Kanser farkındalığı için milyonlarca dolar harcandığını düşün, tüm kanser farkındalık kampanyalarını düşün.

Hayal et.Eğer biz daha çok para, enerji ve çabayı sağlık farkındalığıiçin koyarsak ne kadar farklı bir dünya olabilir.

Hayal et. Eğer biz bütün enerji ve çabamızı, farkındalığımızı kavgave savaşlaryerine barışa odaklasak ne kadar farklı bir dünya olabilir.

 

FARKINDALIĞINI DEĞİŞTİR DÜNYA DEĞİŞSİN

Anita bu ölümün kıyısından dönüşte beş büyük ders öğrendiğini anlatıyor:

Birinci Ders: Sevgi bir numaradır.

Bu dünyada olmamızın en önemli nedeni, üzerine odaklanacağımız şey SEVGİ’ dir.

Sevgi dediğimizde, söylemesi çok kolaydır, birbirimizi sevmeye ihtiyacımız var demek kolaydır. Fakat Anita kanser olma nedenlerinden birinin “kendini sevmemek” olduğunu öğrenmiştir. Kendimizi sevdiğimizde kendimize değer veririz. Kendimize değer verdiğimizde insanlara bize nasıl davranmaları gerektiğini öğretmiş oluruz. Kendinizi sevdiğinizde, diğer insanları Kontrol Etmeveya Zorlama ihtiyacı duymazsın. Aynı zamanda diğer insanların seni kontrol etmesi veya zorlamasına izin vermezsin. Yani kendini sevmek başka herkesi sevmek kadar önemlidir. Kendini daha çok sevdikçe, diğer insanlara da daha çok sevgi verirsin.

 

İkinci Ders: Yaşamı korkusuzca yaşamak.

Çoğumuz korkularla beslenerek büyütüldük. Biz her şeyden korkmayı öğrendik. Kanser olmaktan korkmak, yanlış gıdalar yemekten, güven vermeyen insanlardan, hata yapmaktan, başarısız olmaktan vs. her şeyden korkarak yetiştik. İnsanlar korkunun güvende tuttuğunu, koruduğunu düşünür. Bu doğru değildir. Seni gözeten, koruyan sevgidir. Sevgi, seni korkudan daha fazla güvende hissettirir.Kendini sevdiğinde, diğer insanları sevdiğinde güvendesin.

 

Üçüncü Ders: Mizah, kahkaha ve eğlencenin önemi

Biz bunları bilerek doğarız. Gülmenin önemini çocukları izleyerek görebiliriz. Sevgiyi, korkusuzluğu bilerek doğarız ancak büyürken şartlar bizi bunlardan uzaklaştırır.

Yaşamı eğlenceli hale getirmek; kahkaha, mizah, eğlence bulmak sağlık için çok önemlidir. Bu düşünebildiğiniz tüm ruhsal-spiritüel aktivitelerden bile değerlidir. Eğer biz daha çok güler, kahkaha atarsak; aslında politikacılarımız gülmeyi öğrenirseçok farklı bir dünyamız olacak, daha az hasta insan olacak, daha az hastane, daha az hapishaneye ihtiyacımız olacaktır.

 

Dördüncü Ders: Yaşam bir hediyedir.

Çoğumuz yaşamlarımızı bir angarya gibi görüyoruz ancak böyle olmak zorunda değil. Ne yazık ki bir şeyi ancak kaybettiğimiz zaman değerini anlarız. Yaşamın değerini ancak onu kaybetme sırasında fark ederiz. Yaşamımız bir hediyedir. Hatta yaşadığımız zorluklar bile hediyedir.

Anita kanser olduğunda o güne kadar başına gelen bu en büyük zorluğa geri dönüp baktığında en büyük hediye olduğunu hissediyor; “İnsanlar ve hatta ben kanserin beni öldürüyor olduğunu düşünüyorken gerçekte ben kanser olmadan önce kendimi öldürüyordum. Kanser benim hayatımı kurtardı” diyor.

Bütün zorluklar sonunda hediyedir. Eğer bunu keşfetmediyseniz henüz sona gelmediniz demektir.

 

Beşinci Ders: Daima Kendiniz Olun

Olabildiği kadar kendiniz olun, kendi ışığınız ile parlayın. Eşsizliğinizi kucaklayın. Sadece kim olduğunuzu fark edin, kim olduğunuzu bilin. Kendinizi koşulsuz sevin.

 

Anita bu beş ders ile hayatımızı korkusuzca yaşamaya davet ediyor.

 

Ne dersiniz denemeye değmez mi?

Hakkında Dr. Deniz Öner

Dr. Deniz Öner
Radyasyon ve kanser biyolojisi konusunda yüksek lisans ve doktora sahibiyim. Araştırmacı ve yönetici olarak çalıştım. Beden-Ruh ve Zihin sağlığı konularında eğitimler alıyor ve gönüllü danışmanlık yapıyorum. Dr. DENİZ ÖNER drdenizoner@gmail.com

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*