Anasayfa / Köşe Yazıları / ÇOCUKLAR ANNESİZ, ANNELER ÇOCUKSUZ KALMASA!

ÇOCUKLAR ANNESİZ, ANNELER ÇOCUKSUZ KALMASA!

ÇOCUKLAR ANNESİZ, ANNELER ÇOCUKSUZ KALMASA!

Geçenlerde sosyal medyada şöyle bir paylaşım vardı “Keşke anneler hiç ölmese!”.  Tersini de çocukları için anneler söylemezler mi?  En büyük acı evlat kaybı değil midir? Fiziki bedenleri sonsuza dek koruyacak bir bilimsel gelişme de henüz olmadığına göre hakikat dışı arzulardan, dileklerden öte gidemiyor bu sözler.

Anneler günü -biraz da ticari olarak- piyasaya hareket getirecek;  yılın anneleri seçilecek, birçok etkinlikler düzenlenecek. Bir gün de olsa kadınlar, anneler yüceltilecek.  Güzel ifadeler döşenecek birçok kalemi kuvvetli duygu insanları.  Çocuklarını ya da annelerini sonsuzluğa uğurlayanlar, ya da anne olamadığı için yüreği buruk olanlar da Bayram günlerinde yaşadıkları hüznü yaşayacaklar.

Çocuğa ne vereceksin? Çocuğa verecek neyin var?

Ben kutlamalara karşı değilim yanlış anlaşılmak istemem. Ancak insanlığın yaşadığı büyük acılara baktığımızda sadece bir çocuğun dünyaya gelmesine aracı olmak kutsanmak için yeterli mi bunu sorgulamak istiyorum. Ben de bir anne olmama rağmen, çocuk sahibi olma ya da yetiştirme konusunda ne kadar bilinç sahibiyiz?

Onun varlığına kendi gerginliklerini yerleştireceksen, onu yarım kalan eğitimin, kariyerin için suçlayacaksan. Ona sevgini, şefkatini, dinginliği koşulsuz ve sınırsız veremeyeceksen yine de dünyaya getirmeli misin?

Anne olmak büyük bir sanattır, büyük bir başarıdır. Anne olmaya hazırsan çocuğu yap.

Kendi anne ve babamızın, toplumumuzun beklentilerine göre yetiştirilecek, birbirinin kopyası insanlar üretmek midir arzu edilen. Anne ve babalar asi olmayan, söz dinleyen, boyun eğen çocukları severler. Her çocuk büyük bir potansiyelle doğar, ancak çocuğun bireyselliğinin geliştirilmesi için yeterli destek sağlanmaz. Çocuklara soru sorabilecekleri, araştırabilecekleri, kendi deneyimlerine izin verilebilecek ortamın sağlanması daha yaşanası bir dünya için şarttır.  Çocukların sadece doktor, mühendis, bilim adamı olursa mutlu olacağını düşünmek, kendi dini, siyasi, kültürel inançlarını onlara dikte ettirmek ve bunun için de sevginin tehdit olarak kullanılması, çocukların içindeki dehanın ortaya çıkmasına engel oluşturacaktır.

Anne ve babaların hayır dedikleri durumların yüzde doksan dokuzu sadece otoritelerini göstermek üzeredir. Kırılgan, güçsüz bir varlığın üzerinde güç uygulayan, onun doğallığını bastıran, bazen sevgisini tehdit unsuru olarak kullanan ebeveynler nedeniyle, eşine, çalışanlarına, kendi çocuklarına otorite kurmak isteyen yetişkinlerden oluşan psikozlu bir insanlıkla karşı karşıyayız.

Özellikle çocukların ilk 7 yaşına kadar oluşan dönemi tüm yaşam döngüleri için temel oluşturacağı için özel öneme sahiptir. Koşulsuz sevmek, bu ilk 7 yılda onun hazır fikirlerle kirletilmeden, doğallığını yaşamasına izin vererek bırakmaktan geçer. Ebeveynlerin kendi korkularını aşabilecek cesareti olması, çocuğun hata yapmasına, karanlıklara dalabilmesine müdahale etmeden durabilmesini gerektirir.

Biyolojik olarak anne olmak, çocuğa besin vermek yeterli değildir. Ruhsal besin kaynağı da annedir. Onun için bireyselliğine saygı duyabileceğin, özgür bırakabileceğin,  sevgiyi koşulsuz olarak verebileceğin cesarete sahip değilsen anne olmaya hazır değilsindir.  Annenin kendi yaşamından kaçmak adına çocuğa gösterdiği aşırı ilgi, endişe, koruma ve kollama ileride o çocuğun annenin tüm mutsuzluğunun sorumlusu olma sonucunu doğuracaktır.

Anne ve çocuk birbirlerine özgürlük ve güç vererek ikisi birlikte büyürler. Aralarında koşulsuz sevgi, bireyselliğe saygı ve şefkatin var olduğu,  tüm anne ve çocukların tek bir gününü değil yaşamını kutluyorum.

 

Hakkında Dr. Deniz Öner

Dr. Deniz Öner
Radyasyon ve kanser biyolojisi konusunda yüksek lisans ve doktora sahibiyim. Araştırmacı ve yönetici olarak çalıştım. Beden-Ruh ve Zihin sağlığı konularında eğitimler alıyor ve gönüllü danışmanlık yapıyorum. Dr. DENİZ ÖNER drdenizoner@gmail.com

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*