Anasayfa / Köşe Yazıları / Benim Hayatım…

Benim Hayatım…

Benim Hayatım…

Gelen basın bültenlerini şöyle bir gözden geçiriyordum. Sezen Aksu, Gülben Ergene bir şarkı vermiş. Bu benim hayatım….

Şarkının sözleri çok anlamlı. Sezen Aksu’nun her zamanki gibi yüreklere dökülen kelimeleri kaleminden akmış…

Ara ara düşünsem de son birkaç gündür daha çok sorguluyorum. Gerçekten “ bu benim hayatım” diyebiliyor muyuz?

Çocukluk dönemimizden itibaren bizlere biçilen rolleri çok iyi oynamaya çalışıyoruz. Burada bahsettiğim iyi bir insan olmak, erdemli olmak vs gibi “İNSAN” olmayı gerektiren şeyler değil.

Okul döneminde yeteneğimizin olmadığı bir çok şeyi zorla yapmaya çalıştık. Bazı dersleri beceremesekte “ başarılı öğrenci” olmak, toplantılarda ailemize bir söz gelmesin diye çabalamak zorunda kaldık.  Diyemedik ki: ben bu derse ilgi duymuyorum, yapamıyorum, yapmak istemiyorum. Zaten diyemezdik. Sistem de buna izin vermezdi. Mecburi kabullenişler, asgari düzeyde başarılı olma çabaları. Şöyle bir hatırlıyorum da Müzik dersinde çok başarılıyken beden eğitimi dersini hiç sevmezdim. Zorla o hareketleri yapmaya çalışmak tam bir işkenceydi. Spora karşı sempatim yokmuş şimdilerde fark ediyorum. Tabi ara ara denemelerim oldu. 2 sene voleybol oynadım, 2 sene taekwondo yaptım. Sen mi diyeceksiniz ? Evet ben 🙂

Üniversite tercihleri dönemi yine aynı. Popüler meslekler rüzgarına kapılıp MÜHENDİS olmalıydım. Üniversite sınavını kazandım, mühendislik öğrencisi oldum o ayrı. Sonuç: bıraktım. Kamu yönetimi okudum, reklam – organizasyon sektöründeyim 🙂  Sevdiğim işin peşinden gitmeyi becerdim. Her türlü olumsuz etkene rağmen. Burada başarılı olmuşum haksız etmeyeyim.

Siyasete ilgiliyim dedim, memleketi sen mi kurtaracaksın boş ver dediler. Bu konuda da kimseyi dinlemedim. Dile kolay 20 sene aktif siyasetle uğraştım. Burada BEN BUNU İSTİYORUM diyebildim.

Sivil toplum gönüllüsü olacağım , aktivist olacağım dedim. Aman başın belaya girer yapma dediler. Sonuç: YAPTIM 🙂  Sivil toplum hayatında bu mart ayında 23. Senem olacak. Bir çok şey başardım. Çünkü BEN İSTİYORUM dedim.

Şimdi bunları yazınca istediğini yapıyorsun diyebilirsiniz. HAYIR. Buralarda gösterdiğim başarıyı insan ilişkilerimde gösteremediğim aşikar. Başıma bir çok büyük dert açılsa da sevdiğim insanlara karşı asla HAYIR diyemiyorum. Bir çok kez yapmak istemediğim, içimden gelmeyen şeyi kabul ediyorum. Pişman oluyor muyum? Hem de nasıl. Kendime kızıyorum neden EVET dedin diye. Ama pişmanlığın faydası olmuyor. Korkuyoruz insanlar üzülecek, kırılacak diye. Ama bir bakıyoruz ki kendimizden bir şeyler eksiliyor.

Sevdiklerimizin her zaman yanında olmalıyız o ayrı. Ama kendimizin de bir hayatı olduğunu unutmamalıyız. HAYIR demek kötü bir şey değilmiş. Öğrenmeye başladım.

Yaş oldu 41. Ama hala öğrenecek çok şey ver. Öğreniyorum.  Yani Sevgili Sezen Aksu’nun da dediği gibi günahıyla, sevabıyla “ BU BENİM HAYATIM”

Dip NOT: Çok özel birine teşekkür etmem lazım. İsmini yazmama gerek yok. O kendini biliyor.  Defalarca, bıkmadan usanmadan bana bunları anlattın. Bak öğreniyorum 😉 İyi ki varsın…

Hakkında Kerem Ateş

Kerem Ateş
1979 yılının bir sonbahar gününde İstanbul’da dünyaya gözlerimi açtım. 1996 - 2010 yılları içerisinde aktif olarak siyaset içerisinde bulundum. 1998 yılından itibaren de Sivil Toplum kuruluşlarında Çevre - gençlik politikalarında aktif rol aldım. 2001 yılında Uluslararası bir kuruluş olan Junior Chamber International – JCI Türkiye tarafından “ Çevre Korumacılığı ve Ahlaki Önderlik Dalında” Türkiye’nin En Başarılı 10 Gencin den biri seçildim. 2002 de aynı dalda Kültür Bakanlığı özel ödülü aldım. Şu anda Reklam – Organizasyon alanında çalışıyorum. Çevre , Gençlik Politikaları ve Siyaset özel ilgi alanlarımdır.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*