Anasayfa / Köşe Yazıları / AMERİKA DA NELER OLUYOR ?

AMERİKA DA NELER OLUYOR ?

AMERİKA DA NELER OLUYOR ?

Tüm dünya düzeninin alt üst olduğu şu günlerde özgürlükler ülkesi Amerika fazlasıyla karışmış durumda. Koronavirüs nedeniyle 100.000 üzerinde ölümün olmasını daha atlatılamamışken siyahi bir Amerikalı olan George Floyd’un markette sahte 20 dolar vermesinin anlaşılması üzerine 4 polis tarafından sokak ortasında başı ezilerek öldürülmesi sonucu yeniden patlak verdi.

George Floyd’un ölümü üzerine polislere bir ceza verilmeyerek sadece görevden uzaklaştırılmasına halk dayanamayarak protestolara başladı. Olayların yaşandığı Minneapolis şehrinde isyan başlatan göstericiler polis merkezinin ateşe vermesiyle doruk noktaya ulaştı ve eylemler tüm Amerika’ya yayıldı. Bu Amerika da 1992 yılından bugüne yaşanmış en büyük siyahi eylem.

Eylemin ilk gününde Amerika’nın en büyük basın organlarından ne New York Times ne de Washington Post bu ırkçı saldırıya yer vermek istemese de sosyal medya sayesinde olay tüm dünyada yankı buldu. Yaşanan olaylar sonrası tepki büyüyünce polis memurlarından biri baskılar sonucu tutuklanarak üçüncü derece adam öldürme suçundan yargılanmaya başladı ama diğer 3 polisin halen tutuklanmaması da büyük bir soru işareti.

Amerika’nın ruhuna ve DNA’sına işlemiş bu ırkçılık ilk kez olan bir durum değil. Bu ve buna benzer bir çok olay hep oldu ama bir şekilde bastırılmaya çalışıldı. Özgürlükler ülkesi sloganıyla bilinen dünyanın süper gücü Amerika’da ki bu karışıklık bununla da kalmayacak gibi görünüyor. Bu tür olaylar daha önce 11 kez yaşanmış ama hep bastırılmaya çalışılmış. Şu bir gerçek ki koronavirüs zamanında da görüldüğü gibi ezilen, horlanan, fakirleştirilen, işe alınmayan, sağlık sisteminden mahrum bırakılan bir kesin hep siyahiler oldu.

Olaylar o kadar büyüdü ki eylemciler Beyaz Saray önünde gösteri yapınca iş çığırından çıktı. Amerika’da hem eyalet hem de federal hükümete bağlı olan Ulusal Muhafızlar olaylara müdehale etmeye başladı. Yani bi anlamda aşırı güç uygulayan asker sokağa indi diyebiliriz.

Amerika Başkanı Trump’ın akılalmaz twitleri de bu eylemcileri iyice tetikledi. Attığı twittlerde “Gösteriler devam eder ve yağma sürerse genç Ulusal Muhafızlar’ımız ateş etmek için can atıyorlar” demesi olayların daha da büyüyeceğinin bir diğer nedeni.

Şu an itibariyle (31.05.2020) Amerika’da resmi kaynaklara göre 40 milyon işsiz var. Bu da demek oluyor ki her dört Amerika’lıdan biri işsiz. Bu işsizlerin çoğu da siyahiler olduğu belirtiliyor. Koronavirüs nedeniyle siyahilerin ölümü beyazlara oranla iki katı fazla. Hastanelerde öncelik beyazlara veriliyor. “Adalet yoksa barış yok” sloganları her yeri sarmış durumda. Bu da akıllara kendisi de bir siyahi olan ve Dünya genelinde şiddet karşıtı ve ırksal eşitlik görüşleriyle tanınan ve 1964 yılında Nobel Barış Ödülü’nü kazanmış, hayatı boyunca siyahileri savunmuş Amerikan yurttaş hakları hareketi önderi Martin Luther King’i getirdi.
King, Washington Yürüyüşü”nü gerçekleştirdi ve 200.000 kişinin karşısında efsanevi “Bir hayalim var” konuşmasında şöyle demişti.

“Bugün size diyorum ki, dostlarım, şu anın getirdiği güçlüklere ve engellemelere rağmen bir hayalim var benim.

Gün gelecek, bu ulus ayağa kalkıp kendi inancını gerçek anlamıyla yaşayacak. Şunu bir gerçek ki, bütün insanlar eşit yaratılmıştır.

Bir hayalim var. Gün gelecek, eski kölelerin evlatlarıyla eski köle sahiplerinin evlatları, Georgia’nın kızıl tepelerinde kardeşlik sofrasına birlikte oturacaklar.

Bir hayalim var. Gün gelecek, Mississippi eyaleti bile, adaletsizliğin ve baskıların sıcağıyla bunalıp çölleşmiş olan o eyalet bile, bir özgürlük ve adalet vahasına dönüşecek.

Bir hayalim var. Gün gelecek, dört küçük çocuğum, derilerinin rengine göre değil, karakterlerine göre değerlendirildikleri bir ülkede yaşayacaklar.

Bir hayalim var. Gün gelecek, küçük siyah oğlanlarla küçük siyah kızların, küçük beyaz oğlanlar ve küçük beyaz kızlarla el ele tutuşup kardeşçe birlikte yürüdüğü bir yere dönüşecek.”

İşte Luther King’in bu hayali George Floyd ‘ün 20 dolar için öldürülen bir siyahi ile yeniden hayat buldu.

Gösteriler sırasında konuşma yapan genç bir siyahinin söyledikleri şu cümleler durumun özeti niteliğinde.

“Heryeri yakıp yakmışlar umrumda değil. Hakkımız olan adaleti aramak için buradayız. Para verdiğiniz insanlar tarafından provake edilenler için bizi sorgulayamazsınız. Provatorlere para veriyorsunuz. Camları kırsın, binaları yaksın diye yapıyorsunuz. Bizi daha kötü göstersin diye. Biz gençler işte bunlara tepki gösteriyoruz. Öfkeliyiz ama bütün bunları durdurmanın kolay bir yolu var. Arkadaşımızı öldüren o polislerin hepsini tutuklayın. Adaletsiz davranan siyahileri katleden tüm polisleri. Bu ülke güya herkes için özgürlükler ülkesi. Bu ülke siyahiler için hiçbir zaman özgür bir ülke olmadı. Artık yorulduk. Bize siyahilerin yağma yaptığından bahsetmeyin. Asıl yağmacı sizlersiniz. Amerika bizi yağmaladı. Amerika’lılar buraya ilk geldiklerinde Amerikan yerlilerini yağmaladı. Yağma yapan sizsiniz. Biz bunu sizden öğrendik. Bu şiddeti bize siz öğrettiniz. Şiddet bizim sizden öğrendiğimiz birşeydi. ”

Bu da gösteriyor ki Trump gerçeği, koronovirüs salgını, işsizlik, açlık ve ırkçılık aceba Amerikan rüyasını Amerikan kabusuna mı çeviriyor?…

Hakkında Ümit Yıldırım

Ümit Yıldırım
1987 Ankara doğumluyum. İnsan Kaynakları alanında çalışmaktayım. Öz geçmişimle değil, öz geleceğimle ilgiliyim. Edebiyat ve kitap aşığıyım. "Kendi gerçeğimizi kendi kelimelerimizle anlayıp anlatmak, her namuslu yazarın vicdan borcudur" diyen Cemil Meriç'in izindeyim. Mevlana değilim ama bir Şems arar dururum. Kalem ile kelamı bir tutup insan-ı kåmil olma yolunda bir zerreyim. Türkiye Yazarlar Birliği Yazar Okulu mezunuyum. Edebiyatı sevdiğim kadar Felsefe ve Psikolojiyi de baş tacı ederim. Aristo'nun devletinde yaşarken Kemal Sayar'ın psikolojik çözümlemelerinde bulurum kendimi. Çok okuyan mı çok gezen mi bilir diye sormam okur-gezer-yazarım. Sık sık yurtdışına eğitimlere giderim. Bana anlatırlarsa unuturum, gösterirlerse hatırlarım, işin içine dahil ederlerse öğrenirim. Hayat denen bu mülakatta bir kitap yazmak için geldim. Kabımdan taşan kelimeleri hizaya dizmek için aldım kalemi elime. Kelam ve muhabbet ile çıktım yola. Yanımda mısralarım bir kağıt bir kalem...

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*