Anasayfa / Hukuk / 27 Mayıs Darbesi (2), Darbenin İlk Günleri ve Basın

27 Mayıs Darbesi (2), Darbenin İlk Günleri ve Basın

27 Mayıs Darbesi (2), Darbenin İlk Günleri ve Basın

27 Mayıs Darbesi (2), Darbenin İlk Günleri ve Basın

27 Mayıs 1960 darbesini anlatım konusu yapmaya devam ediyorum. İlk yazım 27 Mayıs Darbesi (1) başlığı ile 27 Mayıs 2015 tarihinde yayınlanmıştı. (http://webunya.com/27-mayis-darbesi) Yazıma başlamadan önce kısa bir alıntı yapmak istiyorum:

“Darbeciler, kendisine, ideolojisine tapınan, dar kafalı, demokrasi ve toplum düşmanı ideolojik fanatiklerdir. Bu zihniyetteki kimseler, darbeye çanak tutmak için her türlü provokasyona başvurabilirler. Toplumu kendini yönetmekten aciz bir sürü olarak görür; demokratik yollardan seçilmiş halkın temsilcilerini ise, çıkarları uğruna her şeye yeltenecek koltuk sevdalısı diktatör olarak gösterirler. Mütedeyyin bir liderin kendi siyasi programı doğrultusunda, hukuk içinde çaba göstermesini diktatörlük diye sunmak için İslamofobik ortamda yayılan korku ve endişeden sonuna kadar yararlanırlar. Onlar her türlü fitne, fesat, tezvirat peşinde koşarken biz de boş durmamalıyız. Ülkemizdeki demokrasi mücadelesini, serbest ve adil seçim ortamını bıkmadan anlatmalı, dünyayı ve toplumumuzu, şiddetten ve kumpastan beslenen bu fanatiklere karşı uyarmalı, demokrasi bilincini yükseltmeliyiz.
Batılı aymazlığa karşı alttan alma, ezik olma önerisi değil bu. Darbecinin Batılısına da Batıcısına da hak ettiği cevap verilmelidir.” (Prof. Dr. Erol GÖKA, Batıya Rağmen Demokrasi, 28.5.2015, Yeni Şafak Gazetesi)

Görüldüğü üzere alıntı yaptığım yazı çok yeni tarihli bir yazıdır. 27 Mayıs 1960 darbesinin üzerinden 55 yıl geçmiş olmasına rağmen ülkemizde darbecilik ve darbelerle ilgili olarak değişen pek bir şey yok gibi. Ne var ki, darbecilerin haklarını da yememek lazım. Eskiden dışardan aldıkları desteğe de güvenip (esasında dışardan aldıkları talimatı yerine getirmek olarak ifade etmek gerekir) gözlerini karartırlar, kaba kuvvetle devletin kilit noktalarını ele geçirip, siyasetçilerin hepsini tutuklarlar. Sonra ibret olsun diye siyasetçilerden ya da sivil halktan birkaçını idam edip, korku salmak suretiyle darbelerine olası muhalefeti önlemeye çalışırlardı. Daha sonra kendi vesayetlerinin gölgesinde bir rejim kurmak için bütün tedbirleri almaya çalışırlar. Bütün bunları da, irtica geliyor, şeriatçılar ülkeyi ele geçirecek, laiklik elden gidiyor, kardeş kavgası, diktatörlük-otoriterlik, ekonomik kriz, yolsuzluk, bölünme-parçalanma vs. söylemlerinin içine-dışına-kenarına-köşesine “çağdaşlık, aydınlanma, Atatürkçülük, vatan, millet gibi ifadeleri” yerleştirmek suretiyle süslü göstermeye çalışırlardı. (Bunlar aynı zamanda darbelerinin ve darbeciliklerinin de gerekçesini oluşturuyordu) Tabi bu yöntem Türkiye’de uzun süre işe yaradı. O yüzden de ülkemizde bol bol darbe yapıldı. Hem de demokrasiyi korumak ve kollamak gerekçesiyle. “1950 seçimleri ile “Çevre” karşısında ağır bir yenilgiye uğramıştı. Ne var ki, “Çevre”nin bu galibiyeti pek fazla uzun sürmemiş, yaklaşık 10 yıl sonraki 27 Mayıs 1960 askeri darbesi ülke siyasetinde tekrar “Merkez”in etkili konuma gelmesini sağlamıştır. Darbenin hemen ertesinde başlanan “demokrasicilik oyunu” 12 Mart 1971 muhtırası-darbesiyle kesintiye uğramış, anılan darbenin etkisinde yapılan 1971-1973 anayasa değişiklikleri ile (sözde) demokratik 1961 Anayasası’ndan da geriye gidilmiştir. Derken aradan 10 yıl bile geçmemişken 12 Eylül 1980 yılında yapılan askeri darbe ile ülkemizde (sözde) demokrasi tekrar bir kesintiye uğramış; anılan darbeyi 28 Şubat 1997 ve 27 Nisan 2007 darbeleri izlemiştir. 2013 yılındaki kimi girişim ve ayaklanmaların ne olarak adlandırılacağı herhalde önümüzdeki tarihin akışına göre belli olacaktır.” (Yrd. Doç. Dr. Ferhat USLU, Türkiye’de Demokrasiye Yapılmış Müdahaleler ve Savcı Sacit Kayasu’nun Ardından…, 1.12.2014, Webunya, http://webunya.com/turkiyede-demokrasiye-yapilmis-mudahaleler-ve-savci-sacit-kayasunun-ardindan )

Ancak özellikle 27 Nisan 2007 Darbesiyle darbecilik teknolojinin imkanlarından biraz daha yararlanmanın uygun olacağına karar vererek, internetten muhtıra gönderme yöntemine başvurdu. Daha sonraları ise yanlış-yanıltıcı bilgiler, resim ve videolarla insanları sosyal paylaşım siteleri aracılığıyla örgütleyip kışkırtma yöntemini deneyeceklerdir. Dolayısıyla ülkemizde (aslında Dünyada) darbecilik evrim geçirerek teknolojinin imkanlarından daha fazla yararlanmaya başlamıştır. Muhtemelen önümüzdeki günlerde-yıllarda bu yöntemi geliştirerek bolca kullanmaya çalışacaklardır.

Her neyse biz 27 Mayıs 1960 darbesinde kaldığımız yerden devam edelim. 27 Mayıs Darbesi öncesi teknoloji günümüzdeki kadar gelişmiş değildi. Bundan dolayı darbeciler eski usullerle çalışmak zorunda kalmışlardır.

“Genelkurmay Başkanı, Başbakan’a orduyu elinde tuttuğunu söylediği sıralarda Darbeci Birleşik Komite 23 Mayıs’ta bir toplantı yaparak 25-26 Mayıs gecesi müdahalenin yapılmasını kararlaştırmıştır. Toplantıda Cemal Madanoğlu müdahalenin hiyerarşik düzen içinde yapılmasını teklif etmiş fakat kabul görmemiştir. Toplantıda 1. ve 2. Ordu’dan müdahaleye itiraz gelmeyeceği fakat Ragıp Gümüşpala’nın komutasındaki 3. Ordu’dan itiraz geleceği tahmini üstünde durulmuş, ancak Cemal Madanoğlu’nun Ragıp Gümüşpala’yı müdahale sonrasında kendi taraflarına çekeceği düşünülerek İstanbul ve Ankara içinde birlik tasnifine geçilmiştir.

Menderes, ihtilal söylentileri karsısında kendi konumunu güçlendirmek için halka dönmüş, güçlü olduğu Ege Bölgesi’nde mitingler düzenlemiştir. Hükümet İstanbul ve Ankara’da sıkıyönetim ilan etmiştir. Menderes, Ankara’ya döndüğünde Harp Okulu öğrencilerinin gösterisi hükümetin itibarına ağır darbe vurmuştur. Harp Okulu öğrencilerinin gösterisi üzerine hükümetin bir soruşturma başlatarak darbe planlarını ortaya çıkartacağından korkan cunta erken davranarak 27 Mayıs 1960’da darbeyi yapmıştır.

Ankara içindeki bazı birlik komutanlarının harekete geçmek için bir generalin emrini talep etmeleri ve Menderes’in Eskişehir’e gitmesi nedeniyle müdahale 27 Mayıs’a ertelenmiştir. Fakat Eskişehir’de komite ile bağlantısı olan herhangi bir kişinin olmaması nedeniyle Menderes’in ele geçirilme planı sorun olmuştur. Havacılar arasına sızmakta zorlanan komite, son noktanın konulacağı Eskişehir’e İstanbul’dan Agasi Şen’i yollama kararı almıştır. 26 Mayıs’ı 27 Mayıs’a bağlayan gece saat 3:00’te İstanbul’da başlayan darbe, bir saat içinde önemli ve kilit mevkilerin ele geçirilmesi ile tamamlanmış ve Ankara’dan gelecek olan radyo yayınına odaklanmıştır. Fakat İstanbul ve Ankara ekipleri arasındaki saat anlaşmazlığı nedeniyle İstanbul ekibi operasyonu Ankara’dan iki buçuk saat önce tamamlamıştır.

Ankara’da yapılmayan radyo yayını nedeniyle Orhan Erkanlı’nın darbeyi İstanbul’dan duyurma önerisi makul bulunmuş ve saat 4:36’da Binbaşı Kenan Ersoy’un sesinden darbe duyurulmuştur. 523Sabah saat 7:50’de, Menderes Kütahya’da Silahlı Kuvvetler tarafından tutuklanmış, hareketin sembolik lideri Cemal Gürsel ise İzmir’den kalkan bir uçakla Ankara’ya uçmuştur.

Darbeden bir gün sonra düzenlediği bir basın toplantısında Cemal Gürsel, “idareye el koymanın amacı, Türkiye’de demokrasinin tekrar ortaya çıkarılmasıdır” demiştir. Yeni seçim kanununun hazırlanmasından sonra yönetim, halkın serbest seçimine bırakılacaktır. Gürsel, DP de dahil olmak üzere, bütün partilerin genel seçimlere katılmaları için izin verileceğine söz vermiştir. Celal Bayar’ın “Bence, 27 Mayıs, bir fiili durumdur. Bence, askeri ihtilali Osmanlı’dan kalma geleneksel yönetimimizdeki ordu-medrese işbirliğinin, kanun yapma ve yürütme gücüne karşı direnişi, müdahalesidir” tespiti ile MBK’den Orhan Erkanlı’nın 27 Mayıs’ın gerekçesi olarak I. Dünya Savaşı’ndan beri TSK’nin savaşa girmemesi sonucu, yapacak işlerinin olmadığını ve sıkıldıklarını belirtmesi, Türk ordusunun profesyonelleşme düzeyi hakkında derin kaygılar uyandırmıştır. Cumhuriyet, Tercüman ve Hürriyet gazetelerinin “Kahraman Türk Ordusu idareyi ele aldı”, “Büyük Türk Ordusuna ithaf desteğimiz”, “…doğruya özlemlerimizi fiili halde gerçekleştirme şerefi kendine düşen ordu…”, “Türk Ordusu vazife başında” haberleriyle 27 Mayıs’ı kucaklamaları, Abdi İpekçi, Çetin Altan, Refi Cefat Ulunay’ın sevinçten ağlayarak darbeyi öven yazıları, 27 Mayıs’la birlikte Türk toplumunda belirli kesimlerin ilk tepkileri olarak göze çarpmaktadır.

27 Mayıs darbesinin hemen ardından yapılan ilk icraatlardan biri 28 Mayıs 1960 günü saat 3:00’ten itibaren, MBK’nin 22 Numaralı Tebliğiyle basın suçlarından dolayı gözaltında, tutuklu veya mahkûm olan herkesin tahliyesi olmuştur.528 Devr-i Sabık yaratmayacağını vaat ederek iktidara gelen DP’nin akıbeti, adeta bir devr-i sabık konumundadır. Gözaltılar esnasında DP’lilerin başlarına getirilenler hakkında doğru dürüst bir habere rastlanmamaktadır. Hiçbir kaçma teşebbüsü olmamasına rağmen kimi DP’lilerin hudut boylarında; kimilerinin ise yükte hafif pahada ağır neleri varsa toplayarak, temin ettikleri bir vasıtayla kaçarlarken yakalandıkları haberleri verilmiştir.529 Henüz Yüksek Soruşturma Kurulu tahkikatı devam etmekteyken basında, yolsuzluklar ve suiistimaller iddia boyutundan arındırılarak unsurları tamamlanmış birer suç hüviyetine çabucak büründürülmüştür. Bu doğrultuda, gazete manşetlerine çekilen şu haberlerin hatırlatılması gerekmektedir:

Şehitleri tespit için komisyon kuruldu. Üniversitelileri öldürdükten sonra meçhul yerlere gömen polisler sorguya çekiliyor. Dikilecek abidenin istismar edilmemesi istendi. (Tercüman Gazetesi 31 Mayıs 1960)

Partizan valiler birer birer tevkif ediliyor. Ethem Yetkiner’in bankada 1 buçuk milyon lirası olduğu tespit edildi; Sarol otomobil kaçakçılığı ile meşgulmüş. (Tercüman Gazetesi 2 Haziran 1960)

  1. Aygün, belediye tahvillerini kırdırıp kendi hesabına toplamış. Bekçi aidatlarının da yenildiği anlaşılıyor. (Akşam Gazetesi, 12 Temmuz 1960)

Menderes 10 yılda 480 bin lira maaş ve tazminat almış. Sabık Başbakanın 1954 ve 1957 seçimlerinde yaptığı propaganda gezileri için de yolluk aldığı tespit edildi. (Milliyet Gazetesi, 13 Temmuz 1960)

Bayar kahve ithali işinde de ortakmış. (Akşam Gazetesi, 27 Eylül 1960)

Sabık Cumhurbaşkanı 1500 Harbiyelinin imhasında hiç mahzur olmadığını söylemiş. (Milliyet Gazetesi, 9 Haziran 1960.

Bunlarla birlikte gazeteler Menderes dönemini diktatörlük ve zorbalık olarak tanımlamış ve sonradan doğrulanamayan birçok iddiayı haber yapmış, köşe yazılarında da bu haberler kullanılmıştır. Bu haberler doğru olmadığı gibi, haberlerde çoğu zaman insaf sınırları zorlanmıştır.

27 Mayıs olmasaydı Hükümetin ordu mensupları, aydınlar ve üniversite gençliğine karşı silah kullanacağı, depolarda çok sayıda silah bulunduğu, Harp Okulunun imha edileceği, Ardahan’ın Ruslara teklif edildiği gibi haberler yayınlanmıştır.

Ayrıca yüzlerce öğrencinin öldürüldüğü, cesetlerin ortadan kaybedildiği, bir kısmının Et ve Balık Kurumunun makinelerinde öğütülerek hayvan yemine dönüştürüldüğü, bir kısmının ise bilinmeyen yerlere gömüldüğü şeklinde haberler verilmiştir. Örneğin buzhane ve çukurlarda bulunan cesetler 30 Mayıs 1960 tarihli Cumhuriyet gazetesinde “Ankara’da dolaşan şayialar”a atfen haber yapılmıştır. Bazen de aynı haber iki farklı gazetede iki değişik kaynağa atfen verilmiştir. Gazeteler kamuoyunu bilgilendirmekten çok, çoğu zaman yanlış bilgi bombardımanı ile yönlendirme gayreti içerisinde olmuştur. İpekçi ve Coşar’a göre MBK ve Bakanlar Kurulu ihbarlar konusunda gafil avlanmış ve büyük bir çoğunluğu hiçbir müspet delile dayanmayan ihbarlar gerçek kabul edilip derhal kamuoyuna duyurulmasında fayda görülmüştür.

Darbe sonrası haberlerdeki en ilginç noktalardan biri de Menderes ve dönemini kötülemek için zaman zaman dini içerikli haberler yapılmış olmasıdır. Örneğin Menderes’in otel dairesindeki aramada ayakkabıları altında bir Kuran-ı Kerim bulunduğu gündeme getirilmiştir. Benzer şekilde Mısır’da yayınlanan bir gazetenin darbenin ardından Menderes hükümetinin dini kullanıp iktidara geldiği ancak sonradan dini unuttuğu şeklindeki yorumlarına yer verilmiştir. Hürriyet gazetesinde 30 Mayıs tarihinde Asım Can imzasıyla çıkan ve İstanbul’daki gösteriler sırasında ölen Turan Emeksiz’in cenazesini yıkayan hocanın “mukaddes bir varlığa” dokunduğu şeklindeki ifadeleri ayrı bir uç örnek oluşturmuştur.

İlginç bir şekilde dış basında çıkan haberlerin tamamını 27 Mayıs darbesine destek veren haberler oluşturmuştur. Ancak çoğu defa referanslar konusunda gerekli hassasiyet gösterilmemiştir. Örneğin 29 Mayıs tarihli Tercüman gazetesinde Los Angeles’taki bir gazetenin muhabiri olduğu iddia edilen Waldo Drake’e atfen Amerika ve Avrupa’da Türkiye’den dünyanın en medeni ülkesi diye bahsedildiği şeklindeki haberde Drake’in hangi gazetenin muhabiri olduğu, görüşlerinin hangi tarihte ve hangi gazetede çıktığına dair bir bilgi yer almamıştır. O dönemde yabancı basında ya darbeyi eleştiren hiçbir haber ve yorum çıkmamış, ya da bunlar gazeteler tarafından sansür edilmiştir.

Haberler gibi köşe yazılarında da 27 Mayıs 1960 darbesi açıkça desteklenmiştir. Bu bağlamda Tercüman gazetesinde ilginç bir gelişme olmuş ve daha önce genelde Pazar günleri ikinci sayfada çeşitli konularda yazıları çıkan Haldun Taner, darbenin ardından gazetenin başyazılarını yazmaya başlamıştır. Yazılarında Menderes hükümetini “hürriyet düşmanları” olarak tanımlayıp kıyasıya eleştiren Taner’e göre darbeden çıkartmamız gereken asıl ders kurtuluşun partilerde değil, partiler dışındaki milli kuvvetlerde olduğudur. Taner demokrasinin koruyucusu olarak tanımladığı bu manevi kuvvetlerin politikacıları kapsamadığını, gençlik, üniversite ve ordudan oluştuğunu belirtmiştir. Aynı gazeteden Kadircan Kaflı da 27 Mayıs’ı kalemle başlayıp kılıçla sonuçlanan bir hürriyet savaşı olarak tanımlamıştır. Köşe yazarları darbecilere akıl vermeyi ihmal etmemiş, özellikle DP’li politikacılara yumuşak davranılmaması konusunda onları uyarmıştır. Darbenin ardından gazetelerde 27 Mayıs’a muhalif hiçbir haber veya yorum yapılmamıştır. Darbenin basın üzerindeki etkisi sonraki yıllarda da devam etmiştir.

Böyle bir ortamda yapılan 27 Mayıs 1960 hareketi ordunun bir darbesinden çok, DP iktidarının siyasi darbesine karşı yapılmış bir “karşı-darbe” niteliğindedir. Türkiye’de sosyoekonomik koşulların bir ara düzeldiği bir dönemden sonra, bir takım siyasi gerilimler yaşanmış ve nihayetinde Türkiye’de yaklaşık her on senede bir yapılacak darbeler dönemi başlamıştır. Bu şekilde Cumhuriyetin başından beri, en bunalımlı dönemlerde dahi korunmaya çalışılan sivil yönetim kuralı, çok ağır bir yara almıştır. O günden sonra Türkiye’de askeri yönetim, daima akılda tutulması gereken bir olasılık olarak ortaya çıkmış, ülke yönetiminde derin bir bunalım belirdiği her sefer, artık gözlerin orduya çevrilmesi bir alışkanlık haline gelmiştir. Gerçi, Türk Silahlı Kuvvetleri, ülke yönetimini sürekli olarak üstlenme eğilimlerini kendi içinde bastırmayı başarmıştır ama bu tutum, ancak olağan dönemlerle sınırlı kalmıştır. Olağanüstü dönemlerde ise, kendini artık açıkça rejimin bekçisi sayan ordu, gerekli gördüğü her vesilede sivil yönetime karışmaktan geri kalmamıştır. 27 Mayıs 1960’tan sonra, bu müdahalelerin en önemlileri, 12 Mart 1971 ile 12 Eylül 1980’de gerçekleşmiştir. Bunların dışında, sonuca ulaşmayan birtakım askeri girişimler de olmuştur. Ayrıca olağan dönemlerde bile “ordu etkeni”, siyasal yaşamın değişmez verisi haline gelmiştir.”

Konuya sonraki yazılarla devam edilecektir….

YAZARIN DİĞER YAZILARI

33- Geçici Bakanlar Kurulu ya da Seçim Hükûmeti, http://webunya.com/gecici-bakanlar-kurulu-ya-da-secim-hukumeti

32- Cumhurbaşkanının Seçimlerin Yenilenmesine Karar Verme Yetkisi Üzerine (2), http://webunya.com/cumhurbaskaninin-secimlerin-yenilenmesine-karar-verme-yetkisi-uzerine-2

31- Cumhurbaşkanının Seçimlerin Yenilenmesine Karar Verme Yetkisi Üzerine (1), http://webunya.com/cumhurbaskaninin-secimlerin-yenilenmesine-karar-verme-yetkisi-uzerine-1

30- 1982 Anayasası’na Göre Hükûmetin Kurulması Süreci ve Hükûmet Senaryoları, http://webunya.com/1982-anayasasina-gore-hukumetin-kurulmasi-sureci-ve-hukumet-senaryolari

29- Süleyman Demirel’den Kalanlar, http://webunya.com/suleyman-demirelden-kalanlar

28- 7 Haziran 2015 Seçim Sonuçları Üzerine ve Hükûmet Senaryoları, http://webunya.com/7-haziran-2015-secim-sonuclari-uzerine-ve-hukumet-senaryolari

27- 7 Haziran 2015 Genel Seçimleri Üzerine (3), http://webunya.com/7-haziran-2015-genel-secimleri-uzerine-3-hdp-baraji-gecer-mi

26- 27 Mayıs Darbesi (2), Darbenin İlk Günleri ve Basın, http://webunya.com/27-mayis-darbesi-2-darbenin-ilk-gunleri-ve-basin

25- 27 Mayıs Darbesi (1), http://webunya.com/27-mayis-darbesi

24- 7 Haziran 2015 Genel Seçimleri Üzerine (2), http://webunya.com/7-haziran-2015-genel-secimleri-uzerine-2 

23- 7 Haziran 2015 Genel Seçimleri Üzerine (1), http://webunya.com/7-haziran-2015-genel-secimleri-uzerine

22- Danıştay’ın 12.11.2014 Tarihli Başörtüsüne İlişkin Kararı Üzerine (2), http://webunya.com/danistayin-12-11-2014-tarihli-basortusune-iliskin-karari-uzerine-2

21- Danıştay’ın 12.11.2014 Tarihli Başörtüsüne İlişkin Kararı Üzerine (1), http://webunya.com/danistayin-12-11-2014-tarihli-basortusune-iliskin-karari-uzerine-1

20- Genel Oyla Belirlenen Cumhurbaşkanının Meşruiyeti Sorunu (2), http://webunya.com/genel-oyla-belirlenen-cumhurbaskaninin-mesruiyeti-sorunu-2

19- 27 Nisan Darbesi Sonrası Gelişmeler, http://webunya.com/27-nisan-darbesi-sonrasi-gelismeler

18- 27 Nisan Darbesi (2), http://webunya.com/27-nisan-darbesi-2

17- 27 Nisan Darbesi (1), http://webunya.com/27-nisan-darbesi-1

16- Cumhurbaşkanının Üniversite Rektörlerini Seçme ve Atama Yetkisi ve İstanbul Üniversitesi Rektörlük Seçimleri Üzerine, http://webunya.com/rektorluk-secimleri-uzerine

15- Askeri Yüksek İdare Mahkemesi’nin 26.02.2015 Tarihli Başörtüsü Kararı Üzerine, http://webunya.com/askeri-yuksek-idare-mahkemesinin-basortusu-karari-uzerine

14- 12 Mart Darbesi Sonrası ve Ara Rejim, http://webunya.com/12-mart-darbesi-sonrasi-ve-ara-rejim

13- 12 Mart Darbesi, http://webunya.com/12-mart-darbesi,

12- 28 Şubat Darbesi, http://webunya.com/28-subat-darbesi

11- İçimizdeki Yunanistanl?lar, http://webunya.com/icimizdeki-yunanistanlilar,

10- Cumhurbaşkanının Bakanlar Kuruluna Başkanlık Etmesi Meselesi,

http://webunya.com/cumhurbaskaninin-bakanlar-kuruluna-baskanlik-etmesi-meselesi

9- Türkiye’de Demokrasiye Yapılmış Müdahaleler ve Savcı Sacit Kayasu’nun Ardından,

http://webunya.com/turkiyede-demokrasiye-yapilmis-mudahaleler-ve-savci-sacit-kayasunun-ardindan

8- HSYK’nın Denetimi ve Kuvvetler Ayrılığı Meselesi (1),

http://webunya.com/hsyknin-denetimi-ve-kuvvetler-ayriligi-meselesi-1

7- Zorunlu Din Dersleri ve İHAM Sorunu, http://webunya.com/zorunlu-din-dersleri-ve-iham-sorunu,

6- Genel Oyla Belirlenen Cumhurbaşkanının Meşruiyeti Sorunu (1),

http://webunya.com/genel-oyla-belirlenen-cumhurbaskaninin-mesruiyeti-sorunu-1

5- Demokrasi Azınlığın Haklarını Korur; İsteklerini Değil,

http://webunya.com/demokrasi-azinligin-haklarini-korur-isteklerini-degil

4- Hükûmet Sistemi Tartışmaları (3) ve ABD’deki Bütçe Krizi,

http://webunya.com/hukumet-sistemi-tartismalari-3-ve-abddeki-butce-krizi

3- “Müzakereci Demokrasi” ve “Gezi Meselesi”,

http://webunya.com/muzakereci-demokrasi-ve-gezi-meselesi

2- Hükûmet Sistemi Tartışmaları (2),

http://webunya.com/hukumet-sistemi-tartismalari-2

1- Hükûmet Sistemi Tartışmaları (1) ve “Biz Bize Benziyoruz” Meselesi,

http://webunya.com/hukumet-sistemi-tartismalari-ve-biz-bize-benziyoruz-meselesi

Yrd. Doç. Dr. Ferhat USLU

Hakkında Yrd. Doç. Dr. Ferhat Uslu

Yrd. Doç. Dr. Ferhat Uslu
1979 yılında Bursa-İnegöl’de dünyaya geldi. 1996 yılında İnegöl Ticaret Meslek Lisesi’nden, 2000 yılında İstanbul Üniversitesi, Hukuk Fakültesi, Adalet Meslek Yüksekokulu’ndan; 2004 yılında Marmara Üniversitesi, Hukuk Fakültesi’nden mezun oldu. 2008 yılında Marmara Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Hukuk Anabilim Dalı, Kamu Hukuku Bilim Dalı Tezli Yüksek Lisans Programı’nı; 2013 yılında İstanbul Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Kamu Hukuku Anabilim Dalı Doktora Programı’nı tamamladı. 2009-2012 yılları arasında İstanbul Üniversitesi, Hukuk Fakültesi, Anayasa Hukuku Anabilim Dalı’nda Araştırma Görevlisi olarak görev yaptı. 18.08.2014 tarihinde Sakarya Üniversitesi, Hukuk Fakültesi, Anayasa Hukuku Anabilim Dalı’na Yardımcı Doçent olarak atandı. Yrd. Doç. Dr. Ferhat USLU anılan üniversitede Hukuka Giriş, Anayasa Hukuku, Anayasa Hukuku Genel Esaslar, Anayasa Yargısı, Türk Anayasa Hukuku, Anayasa Mahkemesi’ne Bireysel Başvuru, Siyasi Partiler Hukuku, İnsan Hakları Hukuku ve Genel Kamu Hukuku dersleri vermekte olup İngilizce bilmektedir.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*