Anasayfa / Hukuk / 12 Mart Darbesi

12 Mart Darbesi

12 Mart Darbesi

27 Mayıs 1960 darbesi Türkiye demokrasisi üzerinde derin yaralar bırakmış ve uzun yıllar sürecek siyasi, ekonomik ve sosyal istikrarsızlıklara neden olmuştur. (Bu istikrarsızlıklar Anavatan Partisi’nin %45,14 oy oranıyla 400 üyeli TBMM’de 211 milletvekilliğini elde ederek çoğunluğu sağladığı ve tek başına iktidara geldi 6 Kasım 1983’te yapılan genel seçimlere kadar devam etmiş ve yerini  oyların yüzde 24’ünü alıp 115 milletvekilinde kalarak ikinci parti durumuna düştüğü  20 Ekim 1991’deki genel seçimlere kadar siyasi, ekonomik ve sosyal istikrara bırakmıştır.) Ayrıca 27 Mayıs darbesi, 12 Mart 1971, 12 Eylül 1980, 28 Şubat 1997 ve 27 Nisan 2007 askeri darbelerine de psikolojik destek sağlamıştır. Bu konuda özellikle İsmet İnönü’nün 13.12.1964’te Parti Meclisinde yaptığı konuşmada “Sizin bildiğiniz iki darbe girişimi var (22 Şubat 1962 ve 21 Mayıs 1963 tarihli başarısız darbe teşebbüslerini kastediyor) ancak biz on beş darbe girişimini daha hazırlık aşamasında engelledik” sözleri çok manidardır.

Diğer taraftan 27 Mayıs darbesinden sonra yapılan, (1961 seçimleri dışında) 1965 ve 1969 seçimlerinde (27 Mayıs darbesine maruz kalan Demokrat Parti’nin mirasçısı olarak kabul edilen) Adalet Partisi’nin tek başına iktidar olacak kadar milletvekili sayısına ulaşması da 12 Mart 1971 darbecilerini çileden çıkarmış olmalıdır. Bu dönemde SOL’un durumu ise, “SOL’un normal dönemlerde hiçbir zaman iktidar olamadığı-olamayacağı, onun iktidara gelmesi için muhakkak bir ara dönem-darbe döneminin olması gerektiği” tezini doğrulamaktaydı. Özellikle 1969 seçimlerinin Türk solu üzerinde yarattığı hayal kırıklığıyla birlikte (TİP) Türkiye İşçi Partisi’ne karşı soldan yöneltilen eleştiriler daha yüksek sesle dile getirilmeye başlandı. Mihri Belli ve grubuna göre parti, sosyalist düzenin tesisi yönündeki bilimsel yönteme ihanet etmekteydi. Bir kere parlamentarizm yolu benimsenemezdi; Türkiye işçi sınıfı hem sayı hem de bilinç olarak yeterli seviyede değildi. O halde içinde milli burjuvazinin de bulunduğu geniş tabanlı bir antiemperyalist blok oluşturmak zorunluydu. Tarihi boyunca en ilerici (!) ve örgütlü kurum olan ordu da bu ittifaka dâhil edilmeliydi. Çözüm: Milli Demokratik Devrim Tezinin (Yıldız Sertel, Türkiye’de İlerici Akımlar ve Kalkınma Davamız, İstanbul: Cem Yayınevi, 1978, s.87.)  hayata geçirilmesinde yatmaktaydı.  Ayrıca sol açısından tam bir başarısızlık olan 1969 seçimleri Aybar ve Boran ekibinin parlamenter yöntemlerle Türkiye’de sosyalizmin inşa edilebileceği yönündeki görüşlerinin inandırıcılığını kaybetmesi, kısa yoldan iktidarın ele geçirilmesine yönelik yeni arayışları da beraberinde getirmiştir. Gerçekten de yüzyılların kemikleştirdiği toplumsal altyapı değişmediği takdirde seçimle iktidara gelmenin bir hayal olduğu hususundaki karamsarlığı perçinleyen 1969 seçimleri, Türk solu açısından bir dönüm noktası olmuştur (Attilâ İlhan, Hangi Sol, Ankara: Bilgi Yayınevi, 1980, s.146. ).

Yine 1968-69 yıllarında dünyada baş gösteren işçi ve öğrenci hareketleri ve bunun Türkiye’ye yansımaları istikrarsızlığı artıran-besleyen diğer bir unsur olarak karşımızda durmaktaydı.

Diğer taraftan 1969 seçimlerini AP’nin bir kez (1965 teki seçimlerden sonra) daha kazanmış olması parlamento dışı muhalefeti hızlandırmıştır. Öğrenciler (Günümüzde özellikle üniversite öğrencilerini sokağa dökme girişimleri hatırlanmalıdır) parlamento dışı muhalefet düşüncesinden büyük ölçüde etkilenmişlerdir. Öğrenci grupları arasında çekişmenin ortaya çıkışı (günümüzde ateşlenmeye çalışılan sol-sağ-ülkücü-ulusalcı-Kürtçü öğrenci hareketler hatırlanmalıdır) gerek üniversite içinde gerekse dışında patlamaya hazır bir ortam oluşturmuştur. AP içindeki kaynama da, eski DP’liler ve onların yakınlarının öncülüğünde “41”ler olarak adlandırılan bir grubun ortaya çıkmasına neden olmuştur. Demokratik Parti’nin (DP) kuruluşuna yol açacak bu bunalım 1970 bütçesinin oylamasında kendisini göstermiş ve dönemin başbakanı Süleyman Demirel, kendi partisinden milletvekillerinin olumsuz oyları ile oldukça zor durumda kalmış ve 13 Şubat 1970’te yapılan oylamada çıkan olumsuz oylar, 100 gününü yeni doldurmuş hükümetin istifa etmesine neden olmuştur. Şiddet eylemlerinin üniversitelerde ciddi bir tırmanış gösterdiği, ülke genelinde süren boykotlar, yaşamını kaybeden öğrenciler ve tatil edilen üniversitelerin olduğu bir ortamda Demirel yeni bir kabine ilan edip bunu Cumhurbaşkanına sunduğunda takvimler 6 Mart 1970’i gösteriyordu. Yani darbeden 1 yıl öncesi…

12 Mart darbesine giden süreçte, süreci (yürütmeyi güçsüz bırakması nedeniyle) besleyen unsurlardan diğerini 27 Mayıs darbesi sonrası yapılan 1961 Anayasası’dır. 1961 Anayasası’nın 4. maddesi “Türk milleti egemenliğini, Anayasa’nın koyduğu esaslara göre, yetkili organları eliyle kullanır” hükmünü getirmiştir. Oysa 1924 Anayasası’nın 4. maddesinde “Türkiye Büyük Millet Meclisi, milletin yegane ve hakiki mümessili olup millet namına hakkı hakimiyeti istimal eder” denmiştir. Bu durum milli iradeye ortak olduğu varsayılan Cumhuriyet Senatosu, Anayasa Mahkemesi gibi kurumlarla, TRT ve üniversiteler gibi Anayasa tarafından kendilerine özerklik verilmiş kuruluşların konumunun sorgulanmasına neden olmuştur (özellikle sağ parti ve siyaset adamları tarafından, çünkü sol zaten iktidarda değildir ve anılan kurum ve organları kendi muhalefetlerine birer yardımcı olarak görmektedir).

Nitekim 1969 seçimlerine giderken AP bir “Anayasa Islahatı” programı hazırlamıştır. Önerilen değişikliklerin en önemli şunlardır:

  • Yürütmenin güçlendirilmesi ve yürütmeye kanun hükmün kararname yetkisi verilmesi,
  • parlamentonun toplanabilme ve karar alabilmesinin kolaylaştırılması,
  • halkoylaması usulünün benimsenmesi,
  • özerk kuruluşların yeniden düzenlenmesi,
  • akademik özgürlüklerin sınırlanması,
  • TRT’nin daha iyi denetlenebilmesi,
  • yargı ve yürütme ilişkilerinin yeniden düzenlenmesi ve
  • savcıların hükümet tarafından atanması,
  • “komünizm ve anayasa dışı cereyanlarla mücadele” için yeni “propaganda, telkin ve tahrik” yasakları getirilmesi, özgürlüklerin kötüye kullanılmasının önlenmesi vb. (Bülent Tanör, Osmanlı-Türk Anayasal Gelişmeleri, 4. Bası, İstanbul: Yapı Kredi Yayınları, 1999, s.412.)

Diğer taraftan 1961 Anayasası’nda sendika kurma ve grev hakkı güvenceye kavuşturulmuştur. 1963’te yeni bir Sendikalar Kanunu ve Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Lokavt Kanunu çıkarılmıştır. Bu kanun ile işçi sendikalarının bir siyasi baskı grubu olarak hareket etmelerine daha uygun bir zemin ortaya çıkmıştır. Yani kanun, sendikaların siyasi faaliyette bulunmalarını yasaklamamış ancak, siyasi partilerden yardım alınmasını, onlara yardımda bulunulmasını, sendikanın bir partinin örgütü içinde yer almasını ve bir siyasi partiyle aynı isimde meslek kuruluşları kurmasını yasaklamıştır. Sendikalar Kanunu’nun çıkmasıyla beraber, işçi eylemlerinde hem nicelik hem nitelik yönünden büyük bir sıçrama yaşanmıştır.

1967 yılında TÜRK-İŞ’in partilerüstü kalma kararı alması üzerine, bu Sendika’da yer alan birçok sosyalist görüşlü sendika lideri, Maden-İş Sendikası lideri Kemal Türkler önderliğinde Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu’nu (DİSK) kurmuşlardır. DİSK, 1961 Anayasası’nın sağlamış olduğu demokratik hak ve özgürlükler ile 1960’lardan itibaren yükselen toplumsal muhalefetin oluşturduğu ortam içerisinde örgütlenme ve güçlenme olanağını bulmuştur.

Sol kesimde yaşanan sendikal örgütlenme sağ kesimde de kendisini çeşitli sendika ve dernekler tarzında göstermiştir. Milliyetçi kesimin önde gelen partisi MHP, kitlesel bir örgütlenmeyi sağlayabilmek amacıyla çeşitli toplumsal kesimleri kapsayan bir dizi ülkücü kuruluş oluşturmuştur. Milliyetçi İşçi Sendikaları Konfederasyonu (MSK), Ülkücü Polisler Birliği (POL-BİR), Ülkücü Kamu Görevlileri Güçbirliği Derneği (ÜLKÜM-BİR), Ülkücü Öğretmenler Birliği Derneği (ÜLR-ÖĞRET), Ülkücü Esnaf ve Sanatkarlar Derneği (ÜLKÜ-ES), Ülkücü Köylüler Derneği (ÜLKÜ-KÖY), Ülkücü İşçiler Derneği (ÜİD), Ülkücü Maliyeciler ve İktisatçılar Derneği (ÜMİD), Ülkücü Gazeteler Cemiyeti (ÜGC) bunlardan bazılarıdır. MHP ile bu dernekler arasında organik bir bütünlük bulunmaktadır.

1969 yılının başlarında Türkiye’de 755 işçi sendikası, 5 birlik, 17 federasyon, 3 konfederasyon bulunmakta olup bu sendikalar 1000.000’u aşkın işçinin örgütlenmesine aracı olmuşlardır. 1970 yılına gelindiğinde şiddet hareketleri yaygınlaşmış ve çatışmalar yüzünden üniversiteler neredeyse işleyemez hale gelmiştir. Köylerde ise toprak işgalleri şeklinde kendini gösteren eylemler yaygınlaşmıştır. Birçok il ve ilçede üretici mitingleri yapılmıştır. Bütün bunların yanı sıra örgütlü işçilerdeki huzursuzluklar da kamu düzenini tehdit eder hale gelmiştir.

15 Haziran 1970’te İstanbul’da 115 işyerinde 75000 işçinin başlattığı yürüyüşte işçi ve polisin çatışması sonucunda bir işçi, bir polis, bir esnaf ölmüş, 87 kişide yaralanmıştır. İstanbul’da sıkıyönetim ilan edilmiş ve DİSK yöneticileri tutuklanmıştır. 1970 Temmuz’unda Kayseri’de Türkiye Öğretmenler Sendikası kalabalık gruplarca basılmış, Ağustos’ta Türk Demir Döküm tesisleri işçilerce işgal edilmiş ve polisin işçilere müdahalesi sonucu ölenler olmuştur. Eylül’de Ereğli Demir Çelik işletmelerinde işçiler greve gitmiştir. Bu dönemdeki sendikal gelişmeler, 1971 yılına kadar hızlı, canlı, yol arayan, bölünen (ama yok olmayan) nitelikte olup, çok sayıda sendikaların yarattığı sorunlarla boğuşulduğu bir dönem yaşanmıştır.

1969 yılı, seçimlere hazırlanan Türkiye’de işçi ve öğrenci hareketlerinin doruğa çıkmasına sahne olmuştur. Ocak ayında ODTÜ’de ABD Büyükelçisi’nin arabası yakılmış ve Şubat’ta 6. Filo’nun gelişini protesto eden sol görüşlü öğrencilerle sağ görüşlü öğrencilerin çatışması sonucu 2 kişi hayatını kaybetmiştir. Nisan’da ODTÜ, öğrenciler tarafından işgal edilmiş ve Rektör Kemal Kurdaş görevinden ayrılmaya zorlanmış, Mayıs’ta Yargıtay Başkanı’nın cenaze töreninde olaylar çıkmıştır. Haziran’da İstanbul Üniversitesi’nde sol görüşlü öğrencilerle polis arasında çıkan çatışmalarda 114 kişi yaralanmıştır.

27 Mayıs Darbesi sonrası ordunun yapısında da önemli değişikliklere gidilmiştir. Sözgelimi darbeyi yapan Milli Birlik Komitesi (MBK) üyeler, kendi arasında bölünmüş ve 14’ler olarak adlandırılan grup komiteden ayrılmak zorunda kalmıştır. 27 Mayıs’tan üç ay sonra ise 235 general “orduda gençleştirme” gerekçesiyle emekliye sevk edilmiş geriye 15 general kalmıştır. Ne var ki, yaklaşık 7200 subayın ordudan ayrılmak durumunda kalması ise, ordunun tansiyonunu düşürmemiş tam tersine arttırmıştır. Bu çerçevede 27 Mayıs müdahalesiyle birlikte su yüzüne çıkan ordu içindeki “ılımlılar” ve “köktenciler” arasındaki mücadele sonraki yıllarda da devam etmiştir. İki grup arasındaki çelişki, ordu içindeki birçok subayın 1960 darbesine sebep olan şartların yeniden oluştuğu düşüncesinden hareketle gerçekleştirdikleri 1971 darbesi öncesinde tekrar görünür hale gelmiştir.

Sadece askerlerin değil, aynı zamanda seçilmiş ve atanmış kimi sivillerin de mevcut siyasi ve sosyal ortamdan ümidi kesmiş oldukları gözlenmektedir. Bu koşullar içinde, orduda geniş bir kaynama olduğu; kaynamanın daha ziyade alttan geldiği; özellikle bazı radikal sol gruplarla irtibata geçmiş olan subayların, hedefine ulaşamamış olduğuna inandıkları 27 Mayıs’ darbesini tamamlamak amacıyla, sivil alanı tamamen ortadan kaldıracak yeni bir girişimi başlatacakları gözlemlenir hale gelmişti. Bütün bu olaylar ve şartların bir araya gelmesi (daha burada detaylarını veremediğimiz iç ve dış etkenlerle birlikte) ile 12 Mart 1971 tarihinde dönemin askeri bürokratları seçilmiş organlara yönelik bir muhtıra yayınlamışladır.

Bizzat Genelkurmay Başkanı Batur tarafından kaleme alınan muhtıra mevcut şikâyetleri sıralıyor, durumdan parlamento ve hükümetin suçlu bulunduğu belirtilerek anayasanın öngördüğü reformların yapılmayışı eleştiriliyordu. Üç maddelik muhtıranın son maddesinde ise, “Silâhlı Kuvvetlerin vazifesi; Türk yurdunu ve Anayasa ile tayin edilmiş olan Türkiye Cumhuriyetini kollamak ve korumaktır” şeklindeki İç Hizmet Kanunu referans verilerek idarenin doğrudan doğruya ele alınacağı belirtilmektedir.

Muhtıranın tam metni şöyleydi:

“Meclis ve hükümet, süregelen tutum, görüş ve icraatlarıyla yurdumuzu anarşi, kardeş kavgası, sosyal ve ekonomik huzursuzluklar içine sokmuş, Atatürk’ün bize hedef verdiği uygarlık seviyesine ulaşmak ümidini kamuoyunda yitirmiş ve anayasanın öngördüğü reformları tahakkuk ettirememiş olup, Türkiye Cumhuriyeti’nin geleceği ağır bir tehlike içine düşürülmüştür.

Türk milletinin ve sinesinden çıkan Silahlı Kuvvetleri’nin bu vahim ortam hakkında duyduğu üzüntü ve ümitsizliğini giderecek çarelerin, partiler üstü bir anlayışla meclislerimizce değerlendirilerek mevcut anarşik durumu giderecek anayasanın öngördüğü reformları Atatürkçü bir görüşle ele alacak ve inkılâp kanunlarını uygulayacak kuvvetli ve inandırıcı bir hükümetin demokratik kurallar içinde teşkili zaruri görülmektedir.

Bu husus süratle tahakkuk ettirilemediği takdirde, Türk Silahlı Kuvvetleri kanunların kendisine vermiş olduğu Türkiye Cumhuriyeti’ni korumak ve kollamak görevini yerine getirerek, idareyi doğrudan doğruya üzerine almaya kararlıdır. Bilgilerinize…”

Dönemin Başbakanı Demirel muhtırayı öğrenir öğrenmez, hükümetin istifasını içeren mektubu Cumhurbaşkanlığı katına ulaştırırken, anılan muhtırayı demokrasi anlayışıyla bağdaştıramadığı için istifa ettiğini belirtmekle yetiniyordu…

YAZARIN DİĞER YAZILARI

33- Geçici Bakanlar Kurulu ya da Seçim Hükûmeti, http://webunya.com/gecici-bakanlar-kurulu-ya-da-secim-hukumeti

32- Cumhurbaşkanının Seçimlerin Yenilenmesine Karar Verme Yetkisi Üzerine (2), http://webunya.com/cumhurbaskaninin-secimlerin-yenilenmesine-karar-verme-yetkisi-uzerine-2

31- Cumhurbaşkanının Seçimlerin Yenilenmesine Karar Verme Yetkisi Üzerine (1), http://webunya.com/cumhurbaskaninin-secimlerin-yenilenmesine-karar-verme-yetkisi-uzerine-1

30- 1982 Anayasası’na Göre Hükûmetin Kurulması Süreci ve Hükûmet Senaryoları, http://webunya.com/1982-anayasasina-gore-hukumetin-kurulmasi-sureci-ve-hukumet-senaryolari

29- Süleyman Demirel’den Kalanlar, http://webunya.com/suleyman-demirelden-kalanlar

28- 7 Haziran 2015 Seçim Sonuçları Üzerine ve Hükûmet Senaryoları, http://webunya.com/7-haziran-2015-secim-sonuclari-uzerine-ve-hukumet-senaryolari

27- 7 Haziran 2015 Genel Seçimleri Üzerine (3), http://webunya.com/7-haziran-2015-genel-secimleri-uzerine-3-hdp-baraji-gecer-mi

26- 27 Mayıs Darbesi (2), Darbenin İlk Günleri ve Basın, http://webunya.com/27-mayis-darbesi-2-darbenin-ilk-gunleri-ve-basin

25- 27 Mayıs Darbesi (1), http://webunya.com/27-mayis-darbesi

24- 7 Haziran 2015 Genel Seçimleri Üzerine (2), http://webunya.com/7-haziran-2015-genel-secimleri-uzerine-2 

23- 7 Haziran 2015 Genel Seçimleri Üzerine (1), http://webunya.com/7-haziran-2015-genel-secimleri-uzerine

22- Danıştay’ın 12.11.2014 Tarihli Başörtüsüne İlişkin Kararı Üzerine (2), http://webunya.com/danistayin-12-11-2014-tarihli-basortusune-iliskin-karari-uzerine-2

21- Danıştay’ın 12.11.2014 Tarihli Başörtüsüne İlişkin Kararı Üzerine (1), http://webunya.com/danistayin-12-11-2014-tarihli-basortusune-iliskin-karari-uzerine-1

20- Genel Oyla Belirlenen Cumhurbaşkanının Meşruiyeti Sorunu (2), http://webunya.com/genel-oyla-belirlenen-cumhurbaskaninin-mesruiyeti-sorunu-2

19- 27 Nisan Darbesi Sonrası Gelişmeler, http://webunya.com/27-nisan-darbesi-sonrasi-gelismeler

18- 27 Nisan Darbesi (2), http://webunya.com/27-nisan-darbesi-2

17- 27 Nisan Darbesi (1), http://webunya.com/27-nisan-darbesi-1

16- Cumhurbaşkanının Üniversite Rektörlerini Seçme ve Atama Yetkisi ve İstanbul Üniversitesi Rektörlük Seçimleri Üzerine, http://webunya.com/rektorluk-secimleri-uzerine

15- Askeri Yüksek İdare Mahkemesi’nin 26.02.2015 Tarihli Başörtüsü Kararı Üzerine, http://webunya.com/askeri-yuksek-idare-mahkemesinin-basortusu-karari-uzerine

14- 12 Mart Darbesi Sonrası ve Ara Rejim, http://webunya.com/12-mart-darbesi-sonrasi-ve-ara-rejim

13- 12 Mart Darbesi, http://webunya.com/12-mart-darbesi,

12- 28 Şubat Darbesi, http://webunya.com/28-subat-darbesi

11- İçimizdeki Yunanistanl?lar, http://webunya.com/icimizdeki-yunanistanlilar,

10- Cumhurbaşkanının Bakanlar Kuruluna Başkanlık Etmesi Meselesi,

http://webunya.com/cumhurbaskaninin-bakanlar-kuruluna-baskanlik-etmesi-meselesi

9- Türkiye’de Demokrasiye Yapılmış Müdahaleler ve Savcı Sacit Kayasu’nun Ardından,

http://webunya.com/turkiyede-demokrasiye-yapilmis-mudahaleler-ve-savci-sacit-kayasunun-ardindan

8- HSYK’nın Denetimi ve Kuvvetler Ayrılığı Meselesi (1),

http://webunya.com/hsyknin-denetimi-ve-kuvvetler-ayriligi-meselesi-1

7- Zorunlu Din Dersleri ve İHAM Sorunu, http://webunya.com/zorunlu-din-dersleri-ve-iham-sorunu,

6- Genel Oyla Belirlenen Cumhurbaşkanının Meşruiyeti Sorunu (1),

http://webunya.com/genel-oyla-belirlenen-cumhurbaskaninin-mesruiyeti-sorunu-1

5- Demokrasi Azınlığın Haklarını Korur; İsteklerini Değil,

http://webunya.com/demokrasi-azinligin-haklarini-korur-isteklerini-degil

4- Hükûmet Sistemi Tartışmaları (3) ve ABD’deki Bütçe Krizi,

http://webunya.com/hukumet-sistemi-tartismalari-3-ve-abddeki-butce-krizi

3- “Müzakereci Demokrasi” ve “Gezi Meselesi”,

http://webunya.com/muzakereci-demokrasi-ve-gezi-meselesi

2- Hükûmet Sistemi Tartışmaları (2),

http://webunya.com/hukumet-sistemi-tartismalari-2

1- Hükûmet Sistemi Tartışmaları (1) ve “Biz Bize Benziyoruz” Meselesi,

http://webunya.com/hukumet-sistemi-tartismalari-ve-biz-bize-benziyoruz-meselesi

Yrd. Doç. Dr. Ferhat USLU

Hakkında Yrd. Doç. Dr. Ferhat Uslu

Yrd. Doç. Dr. Ferhat Uslu
1979 yılında Bursa-İnegöl’de dünyaya geldi. 1996 yılında İnegöl Ticaret Meslek Lisesi’nden, 2000 yılında İstanbul Üniversitesi, Hukuk Fakültesi, Adalet Meslek Yüksekokulu’ndan; 2004 yılında Marmara Üniversitesi, Hukuk Fakültesi’nden mezun oldu. 2008 yılında Marmara Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Hukuk Anabilim Dalı, Kamu Hukuku Bilim Dalı Tezli Yüksek Lisans Programı’nı; 2013 yılında İstanbul Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Kamu Hukuku Anabilim Dalı Doktora Programı’nı tamamladı. 2009-2012 yılları arasında İstanbul Üniversitesi, Hukuk Fakültesi, Anayasa Hukuku Anabilim Dalı’nda Araştırma Görevlisi olarak görev yaptı. 18.08.2014 tarihinde Sakarya Üniversitesi, Hukuk Fakültesi, Anayasa Hukuku Anabilim Dalı’na Yardımcı Doçent olarak atandı. Yrd. Doç. Dr. Ferhat USLU anılan üniversitede Hukuka Giriş, Anayasa Hukuku, Anayasa Hukuku Genel Esaslar, Anayasa Yargısı, Türk Anayasa Hukuku, Anayasa Mahkemesi’ne Bireysel Başvuru, Siyasi Partiler Hukuku, İnsan Hakları Hukuku ve Genel Kamu Hukuku dersleri vermekte olup İngilizce bilmektedir.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*